Kafayı Kullanma Kılavuzu XXXIV – Almanya’yı Kullanma Kılavuzu

Herkese merhaba,

Kafayı Kullanma Kılavuzu XXXIV – Almanya’yı Kullanma Kılavuzunda sizlere Almanya’ya öğrenci olarak veya uzun süreli geldiğinizde halletmeniz gereken bürokratik işlemlerle alışma sürecini kolaylaştıracak tecrübelerimi paylaşmak istiyorum. Almanya konusunda net bilgi vermek bir yana dursun kişisel tecrübelerin kişiden kişiye değişebileceği ve Almanya’nın 16 eyalatten oluştuğu aklınızın bir köşesinde bulunsun lütfen. Uygulamalar, fiyatlar, istenen belgeler, kurumların isimleri, bürokratik işlemler eyaletten eyalayete değişiklik gösterdiğinden “Bu, kesin böyledir” demek yerine bilgiyi teyit etmenizi tavsiye derim. O halde başlayalım.

Türkiye’den yurt dışına bakınca her ne kadar ülkemiz kötü, diğer ülkeler iyi görünse de her ülkenin iyi ve kötü yönleri olduğunu unutmayın lütfen. Yurt dışına taşınınca her şeyin güllük gülistanlık olacağını ve her şeyin yolunda gideceğini düşünüyorsanız pembe gözlüklerinizi çıkarın ve gerçeklik gözlüklerinizi takın, derim. Sorunsuz, her şeyin mükemmel olduğu ve yolunda gittiği bir ülke yok arkadaşlar! Öyle bir ülke olsa olsa ütopya zaten. Benim kimseye “aman yurt dışına gitmeyin, orada yaşamayın” gibi bir cümle kurmaya hakkım olmadığı gibi “mutlaka gidin görün bakın Avrupa şöyle, Amerika böyle” gibi cümleler de kurmaya hakkım yok. Ben tecrübelerimi aktarayım, olur da bir gün Erasmus, EVS, Au-Pair, yüksek lisans, doktora, iş gibi farklı sebeplerle yolu Almanya ile keşisenler olursa bir faydam olsun. 🙂

1. Anmeldung: Almanya’da resmi dairelerde işinizi kolaylıkla halletmek istiyorsanız Türkiye’de ikametgâh kaydı dediğimiz belgeyle işlemlere başlamanız gerekiyor. Bu belgeyi almak için oturacağınız evin bulunduğu semtteki yetkili kuruma (Bürgerbüro, Bezirksamt vb.) gitmeniz gerekiyor. İlk haftalarda hangi resmi daireye giderseniz gidin, pasaportunuz, vesilalık ve biyometrik fotoğraf, bir miktar para mutlaka yanınızda olsun. Anmeldung için de mutlaka pasaportunuzu ve konakladığınız yerden alacağınız belgeyi (bu kira sözleşmesi olabilir, öğrenciyseniz yurttan aldığınız belge olur) ibraz etmeniz ve bir miktar para ödemeniz (Hamburg için 6€) gerekir. Siz siz olun, randevu almadan Almanya’da ne bir doktora ne de resmi bir daireye gidin. İnternetten randevunuzu aldıktan sonra vaktinde orada olursanız memurlar/çalışanlar sadece sizinle ilgilenir ve sakin sakin sadece sizin işlemlerinizi yaparlar. Adres kaydı işlemini hallettiyseniz insanlık için küçük, kendiniz için büyük bir adım attınız demektir. Almanca bilmiyorsanız, İngilizceyle idare etmeye çalışın. İngilizce de bilmiyorsanız yanınıza Almanca bilen birini alın. Almanca bilen bir tanıdık yoksa derdinizi yazın, internetten Almancaya çevirin. “Yabancı dil gerçekten çok önemli, Almanya’ya gelmeden önce yabancı dil öğrenin” vs. dememe gerek yok herhalde. 😀

Anmeldung’tan birkaç gün sonra evinize bir posta gelecek, bu postada size ait vergi numarası yer alacak. Bu numara banka hesabı açtırırken sizden istenecek, bilginiz olsun. Sonraki günlerde ise evinize bir de Türkiye’deki TRT payına benzer Rundfunkbeitrag mektubu gelecek. Almanya’da hane başına düşen bu vergiden (17.50€) kurtuluş yok gibi ancak evinde kaldığınız arkadaş veya kira sözleşmesine imza atan kişi bu vergiyi ödüyorsa mektuba o kişinin işlem numarasını yazıp geri yollamanız gerekmektedir.

2. Banka Hesabı: Anmeldung’u hallettikten sonra sırada banka var. Türkiye’deki bankacılık sisteminin kıymetini Almanya’ya gelince nasıl anladım, anlatamam be dostlar. 😀 En son 2013’te Almanya’da Sparkasse’de hesabım vardı. 8 yıl aradan sonra tekrar banka hesabı açtırmam gerekti ve Alman bürokrasisi beni kanser etti. 🙁 Altı üstü bir banka hesabı değil mi? Yok, öyle değil! Hesap açtırmak için randevu alın, randevu saatinde orada olun, yanınızda Anmeldung ve pasaportunuz olsun. Hesap açıldıktan sonra size hesap cüzdanı vs. veriyorlar ve bankamatik kartınızın postayla evinize gelmesini bekliyorsunuz. Buraya kadar sorun yok. Ancak postayla önce bankamatik şifresi geliyor, sonra da kart. Yani, neden, niye, nasıl? Aynı anda yollasalar olmaz mı? Yok, olmaz. Sistem bu! Dijital bankacılık kullanayım, işlerimi hemen halledeyim dedim, onda da adamlar iki defa posta yolladılar, biri uygulamayı kurduktan sonra hesabı doğrulamak için diğeri ise şifre için. Evet, evet, yanlış okumadınız, cep bankacılığı şifresini mektupla ulaştırdılar. Ulan, Mars’a koloni kuracak yıla geldik, postayla şifre yollamak nedir, ya? Almanya’nın dijitalleşme yolunda çok acil ve büyük adımlar atması gerekiyor. Bu yüzden de şirketler deli gibi yazılımcı ithal ediyor. Temennim, devlet dairelerine de dil bilen yazılımcı gençlerin istihdam edilmesi ancak Alman bürokrarisi buna hazır mı sorgulamak lazım. Bir de bizdeki e-devlet, e-nabız, mebbis, e-okul gibi uygulamaların hayatımızı nasıl kolaylaştırdığını bir daha anladım. Neyse, bu kez n26 denen dijital bankadan banka hesabı da açtım ki birçok avantajı var, özellikle PayPal hesabı da açın ve işlerinizi hızlandırın. n26’nın şubesi olmadığı için hesabı internetten kendiniz açıyorsunuz ve kimlik doğrulaması için video görüşmesi yapıyorsunuz. Yine pasaportunuz yanınızda olsun. n26 bankamatik kartını kredi kartı gibi kullanma şansınız da var. Ben çok ama çok sevdim, size de tavsiye ederim (hesap açmak ücretsiz ve aylık aidat vs. yok). Buraya tıklayarak hesap açarsanız bana da ufak bir katıkınız olur: https://app.n26.com/referral/ahmeta4578 (bknz. Hocaya sahip çıkalım) =D

3. Sağlık Sigortası: Arkadaşlar, yurt dışında sağlık sigortası çok ama çok önemli ve 80 küsur milyonluk Almanya’da sağlık sigortası olmayan yoktur herhalde. Sağlık sigortası olmadan herhangi bi doktora veya eczaneye gittiğinizde masraflar çok çıkacağı için bunu yaptırmanız Almanya’da atacağınız en önemli adımlardan biridir. Ben Erasmus öğrensiyken AOK denen bir sigorta yaptırmıştım (aylık 75€) ancak ebeveynlerinden birisi Türkiye’de SSK’lı olan üniversite öğrencileri SSK Müdürlüğünden alacakları T/A11 belgesiyle Almanya’da da ücretsiz olarak sigortadan yararlanabiliyorlar. Ya da benim gibi şu an yurt dışı öğretmenliğine gelen memurlar da TA6 belgesiyle tüm aile üyeleriyle birlikte bu imkandan yararlanıyorlar. Buna nasıl seviniyorum, tahmin ederseniz. Yurt dışında yaşarken gerçekten en kötü durumlardan biri hastaneye düşmek, herhangi bir ameliyata vs. ihtiyaç duymaktır. Böyle bir durum herkesin başına gelebileceğinden sağlık sigortası olmazsa olmazdır. Bunun dışında özel sigortalar vs. var ancak araştırın, ondan sonra yaptırın derim. Çok da ucuza kaçmayın. Sağlık sigortasıyla ilgili olarak şunu da ekleyeyim, burada çalışıyorsanız gelirinizden kesilen bu rakamı alenen bilirsiniz, bu rakam gelirinize göre değişir ve maalesef size çok gibi görünebilir. Ancak Türkiye’de net maaşımız bize verildiği için aylığımızdan yapılan kesintilerin ne kadar olduğunu veya nereye gittiğini genelde bilmeyiz. Almanya bu konuda daha şeffaf olduğu için maaşınızdan yapılan kesintiler yol, su elektrik olarak size geri dönecektir. 😀 Sağlık sigortası yaptırmak için yine randevu alın ve randevuya giderken pasaport, Anmeldung, fotoğraf vs. yanınızda olsun. Sağlık sigorta kartınız postayla evinize gelecektir. Kart hemen gelmezse ve öncesinde fotoğrafınızı yapıştırıp tekrar geri yollamanız gereken bir mektup gelirse şaşırmayın, sebebini sormayın. Mektubu doldurup geri yollayın. Er ya da geç sağlık sigorta kartınız gelecektir.

4. Oturum izni: Evet, başımızın belası, yurt dışında ve özellikle Almanya’da size göçmen olduğunuzu, daha doğrusu ikinci sınıf vatandaş olduğunuzu köküne kadar hissettiren kurum-devlet dairesi. Türkiye’den yurt dışına çıkmak zaten dert (pasaportuydu vizesiydi, uçak biletiydi, euro-dolar kuruydu) bir de Almanya’da üstesinden gelmeniz gereken bir sürü işlem ve kaçılmanız son Ausländerbehörde (yabancılar dairesi). “Ne yani, o kadar ecnebinin yaşadığı Almanya’da ne kadar kötü olabilir” diye sorabilirsiniz. Yani, cevabım: “Düşmanım bile düşmesin” olurdu. Türkiye’den Almanya’ya vize alarak geliyorsunuz ve vizeniz bittikten sonra da burada konaklama süreniz devam ediyorsa genelde ya vizenizi uzatmanız ya da oturum izni almanız gerekiyor. Buraya kadar sorun yok, çünkü yasalar ortada, bu işlemi halletmeniz gerekiyor. Yine randevu almanız gerekiyor, randevu saatinde yabancılar dairesinde olsanız bile, saatlerce ayakta beklemeniz gerekebilir, tonla evrak istenecek, hepsini eksiksiz götürseniz bile memurdan dolayı sorun çıkabilir, memur sizi geri çevirebilir. Bunlar artık olağan şeyler, o yüzden kişisel algılamayın, sabırlı olun. Almanya’nın bu kadar göçmen kabul edip hem de bu şekilde işleri zorlaştırması tarafımca hâlâ anlaşılamayan bir durum. Bu yüzden yabancılar dairesi ve oradaki memurlar açık ara Almanya’da en fazla nefret edilen devlet dairesi ve devlet dairesi çalışanları. Randevu almayı başardıysanız oturum iznine başvurmak için pasaport, kira sözleşmesi, Anmeldung, banka hesap cüzdanı, sağlık sigortası, iş sözleşmesi, son üç aylık bordro, biyometrik fotoğraf, bir miktar para (140€ civarı), öğrenciyseniz öğrenci belgesi vs. hazırlamanız gerekiyor. Tüm evrakları teslim ettiyseniz ve oturum izni aldıysanız tebrikler, Türkiye’deki kimlik kartı büyüklüğündeki kartı cebinize koydunuz demektir. Artık, pasaportunuz yayınınızda olmadan rahat rahat dolaşabilir, başka ülkelere seyahat edebilir, Türkiye’ye giriş çıkış yapabilir, Türkiye’den çıkışta yurt dışı harcı (50TL) ödemekten kurtulursunuz. 😉

5. Ulaşım & Telefon Hattı: Buraya kadar zaten epey koşturmanız ve belki de bir sürü telefon görüşmesi yapmanız gerekiyordu. Biraz sona kalsa da bu madde de önemli. Eğer ufak bir Alman şehrine gitmişseniz yukarıdaki işlemleri halletmek için herhangi bir toplu taşıma gerekmediği gibi resmi daireler arası yakın mesafe olduğu için aynı gün içerisinde birçok işinizi halledebilirsiniz (bknz. Kassel, bknz. Magdeburg). Ancak Berlin veya Hamburg gibi büyük Alman şehirlerinde toplu taşıma kullanmadan bir yerden bir yere ulaşmak ve işlemleri halletmek sorun olabilir. İlk anda yapmanızı tavsiye ettiğim şehrin birçok noktasında bulunan ücretsiz bisikletleri kullanmanız. Bunun için banka hesabı açtırdıktan sonra uygulama indirip, hesap oluşturmanız. Gerçekten müthiş bir uygulama ve şehir içinde bu bisikletlerle ulaşım sorununuzu bir nebze olsun çözebilirsiniz.  Gideceğiniz mesafe gerçekten uzaksa veya bisiklet sürmesini bilmiyorsanız aylık ulaşım bileti almanız gerekecek. Erasmus öğrencileri için adı sömester bileti olan ulaşım kartı için 200€ ödüyorsunuz ve 6 ay boyunca sınırsız olarak o şehirdeki otobüs, banliyö, tramvay, metro, vapur tüm toplu taşıma araçlarını gönlünüzce kullanabiliyorsunuz. Bununla birlikte öğrenci değilseniz, aylık abonelik kartı almanız mantıklı olabilir, Hamburg’ta kişi başı 94€ bu kartlarda tüm eyaletde bütün toplu taşıma araçlarını sınırsız kullanma hakkı sunuyor. “Hocam, Almanya’da araba ucuz değil mi, hemen gider araba alırım” diyorsanız bilmeniz gereken Türkiye ehliyeti Almanya’da sadece 6 ay geçerli. Sonrasında ehliyetinizi Almanya ehliyetine çevirmeniz gerekiyor ki bu da ilk yardım kursu almanızı (50€), göz testi yaptırmanızı (8-9€), yazılı ve uygulama sınavlarına girmenizi ve başarılı olmanızı gerektiriyor (toplam masraf 650€).

Telefon hattına gelince Almanya’da Aldi, Lidl, Penny, Netto gibi A101, Şok, BİM vari marketlerde satılan ön ödemeli (kontörlü) hatlar satın alabileceğiniz gibi Ayyıldız, Türkei-SIM, vb. hatlar da satın alabilirsiniz. Almanya operatörlerini kullanan bu anlaşmalı şirketler Türkiye’yi cep telefonundan tarifeler kapsamında aramanızı sağlıyor. Ben Erasmus zamanında Türkei-SIM hattı almıştım, hâlâ aynı hattı kullanıyorum ve aylık 25€.

6. Free Walking Tour, Buddy Program, Stammtisch, Kütüphane ve Havuz: Evet, gurbetin en zor kısımlarından biri de yalnızlık çekmektir. Bürokratik işlemler, konaklama, ulaşım vs. bir şekilde halledilir ancak çevre edinmek ve sosyalleşmek özellikle Almanya gibi bir ülkede oldukça zordur (Erasmusçu tayfa hariç). Almancanızın veya İngilizcenizin çok iyi olması, dünyayı gezmiş olmanız, alanınızda uzman olmanız, mesleki tecrübeniz, hayat deneyiminiz, cebinizdeki paranızın sizi Almanların kankası yapacağını filan düşünüyorsanız şimdiden büyük bir hayal kırıklığı yaşayacaksınız haberiniz olsun. Yok, hayır, bunun sizin Türk olmanızla filan alakası yok, daha çok yabancı olmanızla alakası var. Tabii zaman her şeyin ilacı ve şimdi vereceğim tavsiyelerle bir nebze de olsa şehri ve insanları hızlı tanıyabilirsiniz.

Free Walking Tour (ücretsiz şehir turu) ile o şehrin yerlisi ve sizin gibi yeni olan diğerleriyle veya turistlerle birlikte belli bir yerde ve saatte buluşarak şehrin tarihi yerlerini önemli noktalarını 1 gün boyunca geziyorsunuz. Bu şehir turlarına ulaşmak çok kolay, internetten kayıt yaptırmanız yeterli. Farklı insanlar tanımak için her hafta farklı ekiplerle bu turları yapmanızı mutlaka tavsiye ederim.

Sırada Almancası Stammtisch/Sprach Cafe/Conservation Club vs. olan buluşmalar var. Buradaki mantık belli bir mekanda belli bir saatte buluşan insanların değişik dillerin konuşulduğu masaların etrafında buluşarak hem tanışmaları hem de pratik yapmaları. Siz Almanca masasına oturduysanız Almanca, İngilizce masasına oturduysanız İngilizce, İspanyolca masasına oturduysanız İspanyolca konuşmalısınız. Türkiye’de yaygın olmasa da Almanya’da gerçekten yaygın ve arkadaş bulup Almanca konuşmak için iyi bir yöntem. 🙂

Buddy Programına yine internet sitelerinden bulabileceğiniz gibi özellikle Erasmus için Almanya’ya geldiyseniz üniversite binalarının girişindeki panolara ilan bırakarak başvurabilirsiniz. Buddy programının mantığı şu: Almanca öğrenmek isteyen siz ve Türkçe öğrenmek isteyen bir Alman haftada bir iki kez bir cafede vs. buluşarak karşılıklı dil öğrenmeniz ve öğretmeniz.

Buraya kadar şehri tanıdık, çevre edindik, bol bol pratik yaptık. Şimdide uzun vadeli yurt dışında yaşamak isteyen ve yabancı dilini daha da geliştirmek isteyenlere en önemli tavsiyem şehir kütüphanesine yıllık abone olmaları. “Bu devirde kim kütüphaneye gider hocam, internetten ben öğrenirim” de diyebilirsiniz ancak Almanya’daki halk kütüphanelerinde sadece kitap yok, yüzlerce DVD, CD, öğrenme materyalleri gibi Türkçe, İnglizce ve daha birçok dilde sınırsız kaynak var. Özellikle gürültüsüz ortamda ders çalışmak isteyenler veya etrafında ders çalışan insanların olduğu yerlerde daha da motive çalışanlar için kütüphaneler biçilmiş kaftan ve öğrenciler için yıllık 20€, yetişkinliker için 45€.  

Almanya’nın soğuk kış aylarında açık havada spor yapmak zor, spor salonları da bana göre değil diyenlerdenseniz havuza yıllık abonelik yaptırın. Yetişkinler için yıllık abonelik fiyatı en fazla 150€ ve aboneliğiniz tek bir havuz için değil o şehirdeki tüm açık-kapalı/yazlık-kışlık havuzlar için geçerli. Türkiye’de en ucuz belediye spor salonunun bile aylık 250TL olduğuyla kıyaslarsak Almanya’da havuza gitmeyi dövüyorlar arkadaşlar! 😀 Öğrenciler için yine yüzde elli indirim var. 😉

Almanya’da ve yurt dışında yaşamaya dair aktaracak çok şeyim var ancak şimdilik burada kalalım. Daha önce hiç yurt dışına çıkmamış insanların dünyanın geri kalanıyla ilgili ahkâm kesmeden önce mutlaka hayatlarının bir bölümünde yurt dışında yaşamalarını gönülden dilerim. Yurt dışında yaşadıktan sonra Türkiye’ye dönüp tekrar yaşamaya başladıklarında ancak kıyaslama yapabileceklerini düşünüyorum. 1-2 haftalığına turist olarak Almanya’ya gelmek veya akrabaları ziyaret etmekle Almanya’yı filan çözdüğünü inananlarla 1-2 haftalığına Antalya’da her şey dahil otelde kalarak ülkemizi deniz-kum-güneşten ibaret sanan Almanlar arasında hiçbir fark yok. Bir ülkede yaşadım demek için ev ve iş arayın, ne demek istediğimi anlarsanız.

Ve eğer uslu bir çocuk olursanız bir gün Almanya’yı bile görebilirsiniz.

Saygılar,

Ahmet AKYOL

69. Das Reisen und Der Flughafen (Seyahat ve Hava Limanı)

VİDEO

KONU

SUNUM

OKUMA METNİ

OKUMA METNİ CEVAP ANAHTARI

KELİME KARTLARI

80. Das Aktiv und Passiv (Etken & Edilgen Çatı)

KONU

79. Die Relativsätze (İlgi Cümleleri)

KONU

78. Die Befehlsformen (Emir Kipleri)

KONU

77. Wessen – Kimin

KONU

76. Der Kasus Genitiv (İyelik Hali)

KONU

75. Die Kardinalzahlen (Sıra Sayıları)

KONU

73. Die Reflexive Verben (Dönüşlü Fiiller)

KONU