Kafayı Kullanma Kılavuzu XXXII Nasıl Almancı Oldum?

Gerçekten tuhaf bir milletiz! Yurt dışında yaşayan bir vatandaşına o ülkenin uyruğuyla hitap eden başka millet yoktur herhalde şu dünya üzerinde: Almanya → Alman → Almancı. Diğer tuhaflık ise Almanya dışında başka ülkelerde yaşayan vatandaşlarımıza yaşadıkları ülke isimlerinden bir isim türetilmemesi. Örneğin, Fransa’da yaşayan vatandaşlarımıza Francı, İngiltere’de yaşayanlara İngilizci, Amerika’da yaşayanlara Amerikancı gibi bir isim türetilmediği hâlde Almanya’da yaşayan vatandaşlarımıza bu isim Türkiye’dekiler tarafından verilmiş. Yani, ismin yakıştırıldığı kişi bu isme kendi karar vermemiş. Bu da bir diğer tuhaflık.

Efendim, ben konuya “Almancı” kelimesinden girdim, şimdi de Almanya’dan devam edeyim. “Almanya” kelimesini çocukluğumda tarlasında çalıştığımız, traktörle işini yaptığımız tanıdıklardan duymuştum. (Bu tanıdıklara yazının sonunda tekrar geleceğim). O zamanlar onların anlattıklardan yola çıkarak Almanya’yı çocuk aklımda havası gerçekten kötü olan, herkesin istisnasız fabrikalarda işçi olarak çalıştığı ve mark (hey gidi günler hey) biriktirdiği bir yer olarak hayal ederdim. Ta kii 2012’de Erasmus’la Almanya’ya gidene kadar. 😀

Benim ilgimi çeken bir diğer nokta ise hiçbir akrabamın, aile büyüğümün ya da köyümüzden bir tanıdığın misafir işçi olarak Almanya’ya gitmemesiydi. Bunu araştırdığımda misafir işçi alımı bizim köye (bknz. Belkaya) gelmeden iki önceki köyde durmuş olmasıymış (bknz. Beyören). Hâl böyle olunca 2012’de Erasmus ve EVS ile başlayan benim Almanya serüvenim 8 yıl aradan sonra kaldığı yerden yurt dışı öğretmenlikle devam etti. Bu maddeyi sona bırakaraktan sizlere Almanya’ya gidiş yollarından bahsetmek istiyorum.

Detaylara geçmeden önce bu yazıyı ithaf etmek istediğim kimseler var. Okul idarecileri, veliler, meslektaşlarım ve öğrenciler. İşte bu yazı onlara kapak olsun! Sırf üniversite sınavında Almanca çıkmıyor diye ciddiye alınmayan bir branşın/yabancı dilin öğretmeni olarak bundan önceki kafayı kullanma kılavuzlarında hep bir şeye değindim: Girilen sınavlar, alınan notlar ve elde edilen diplomalar gerekli olsa da bireyi iş hayatına hazırlamakta yetersizdir. Daha fazlası için bize imkân sunulduğunda lise sıralarında Almancadır İngilizcedir öğrenelim, iş hayatına girince sıpasını kaybetmiş eşek gibi ortalarda dil kursu aramayalım. Bir de çocuk gelişimi, sosyal hizmetler, yaşlı bakım hizmetleri, aşçılık, veteriner laborantlığı gibi bölümleri küçümseyenler vardı. Bu bölümleri küçümseyenler ve gözleri hep daha yüksekte olan arkadaşlar Almanya’da bu işlere olan talebi ve aylıklarını araştırsınlar derim. Liseden mezun olurken yabancı dili cebine koyan, bir üniversite diplomasıyla kendisini taçlandıran ve iş yok diye ağlayıp sızlamak yerine “ben kendi iş imkânlarımı yaratabilirim” diyen gençler, size dünyanın her yerinde ekmek vardır. 😉

1. AUSBILDUNG: Türkçeye “mesleki eğitim” olarak çevirebileceğimiz Ausbildung’u üniversite eğitimi ile karıştırmayalım lütfen. Kafayı Kullanma Kılavuzu X – Yurt dışında eğitim yazısında yurt dışında üniversite eğitimiyle ilgili detaylı bilgi vermiştim zaten. Ausbildung, kişinin belli bir alanda mesleki eğitim alarak iş hayatına staj yaparak ve standart bir eğitimden geçerek hazırlanmasını sağlıyor. Ausbildung’un bir öğrenci için en güzel tarafı, okurken stajını da birlikte yapıyor olmak ve bunun karşılığında aylık ortalama 500 euro 3 yıl boyunca almak ve eğitimini tamamladığında staj yaptığın yerde tam zamanlı olarak işe girmek. Yani öğrenciliğinde ekonomik kaygıların olmadığı gibi mezun olduktan sonra da gelecek belirsizliği ortadan kalkıyor. 🙂 “Hocam, bizi aydınlatın da bir yolumuzu görelim” diyorsanız şöyle ki Türkiye’de liseden mezun oldunuz ve Almanya’da Ausbildung yapmaya karar verdiniz. Her şeyden önce lise bitmeden Almancayı B1 seviyesinde öğrenin ve bunu belgeleyin (Almanya her zaman belgeye bakar). Liseden mezun olmadan önce araştırmanızı çok iyi yapın, önce bilgi sahibi sonra fikir sahibi olun: Nerede okumak istiyorsunuz ve hangi Ausbildung’u yapacaksınız. Ausbildung gerçekten çok geniş alanlarda yapılabiliyor: Büro yönetimi ve sekreterlik, perakende satış görevlisi, satış görevlisi, otomobil teknisyeni, endüstriyel ticaret görevlisi, tesisat teknisyeni, restoran servis uzmanı, gözlükçü, sistem  astronomi uzmanı, camcı, rüzgar enerji santrali tesisatçısı, hasta bakıcı, yaşlı bakıcısı, bilgi işlem – bilgi işlem uzmanı, bilgisayar sistemleri uzmanı,  aşçı vb. Kendinizi tanıyorsanız ve ben bu alanda hem okulda hem meslek hayatında başarılı olabiliyorum diyorsanız kararınızı verin ve akabinde kağıt kürek işlerine dalın.

Türkiye’den kalkıp Almaya’ya gelecek bir kişinin önündeki en büyük engel Türk pasaportu! 😀 Bu, sizin vizeye başvurmanızı gerektiriyor, vize başvurusu için Almanya’da bir okuldan kabul almalı, dil sertifikası sunmalısınız ama her şeyden önemlisi hesabınızda belli bir miktar para olmalı. Maalesef sürecin en sıkıntılı kısmı ve insanın gerçekten uğraşması gerekiyor. 🙁

2. ALMANYA GÖÇMEN YASASI: Korona tüm dünyada gündeme oturduğundan Almanya’da 1 Mart 2020 tarihinde hayata geçen göçmen yasası biraz satır aralarında kaldı. Ancak Youtube camiası boş durmadı ve yasadan yararlanan yararlanmayan kim var kim yoksa hepsi konuyla ilgili video attı ve abone ve izlenme süresi kastı. 😀 Ben konuyla ilgili araştırmalarımı Almanya’nın resmi haber sitelerinden yaptım ve sizlere de sadece internetteki videolara bağlı kalmak yerine resmi kurumların sitelerinden bilgi toplamanızı tavsiye ederim. 🙂

Pekiyi, o halde nedir bu göçmen yasası? İsmi biraz mültecileri anımsatsa da bu yasa tamamen nitelikli iş gücünün yasal çerçeveler dahilinde Almanya’ya gelmesi, iş araması ve işe girme sürecini kapsıyor. Nitelikli ifadesini biraz daha açalım: Üniversite mezunu, alanında iş deneyimine sahip, Almanca bilen ve bunu belgeleyebilen. Dil konusundaki tek esneklik bilişim/yazılım alanında olabilir çünkü yeteri derecede İngilizceniz varsa şirketler Almancanız olmasa da sizi işe alabilirler. Ancak iş alım sürecinde hem İngilizce hem de alanınızda mülakata alınırsınız.

“Pekiyi, hocam, Almanya’da üniversite mezunları yok mu, neden Türkiye’den nitelikli iş gücü (beyin göçü) ithal etsinler” sorusu aklınıza gelebilir. Elbette Almanya’da üniversiteden mezun olan ve iş hayatına atılan gençler var ama arz talebi karşılamıyor. Almanya gibi gelişmiş ülkelerde doğum oranları az olduğu için genç nüfus sayısı ülkemizdeki kadar fazla değil. Ayrıca, bazı iş alanları çok hızlı gelişiyor ve eleman açığı ortaya çıkıyor: yazılım, dijitalleşme, web tasarım, veri analizi, yapay zeka, bilişim, e-ticaret (korona bu süreci çok daha hızlandırdı), alternatif enerji, otomotiv (elektrikli araçlar), fizyoterapi, sosyal hizmetler, evde bakım hizmetleri yani kısaca sağlık vs.

Almanya’ya gelmeden iş başvurusu yapabileceğiniz gibi vize alıp geldikten sonra buradan da şirketlere başvuru yapabilirsiniz. Bu şekilde işe giren tanıdıklarım şirketlerle yüz yüze yapılan mülakatlarda başarılı olma şansının internet üzerinden yapılan mülakatlara oranla daha fazla olduğunu söylediler. Bununla birlikte benim burada birkaç paragrafta özetlediğim bu maddenin de doğal olarak kendince zorlukları var ve bunun başında diplomanızın denkliği geliyor. Bir örnekle açıklayacak olursam, Almanca öğretmeni olarak ben Almanya’ya gelip çalışamıyorum ancak bir hemşire gerekli koşulları yerine getirdikten sonra Almanya’ya gelip çalışabiliyor.  Bu arada Türkçe Almanya’da benim ne işime yarayacak diye düşünenler olabilir. Unutmayın, Almanya’nın ikinci dili Türkçe çünkü Almancadan sonra en fazla kullanılan dil Türkçe. 🙂 (Almanya’daki Alman sayısı: 60.300.000 Almanya’daki Türk sayısı: 2.900.000. Veriler 2009 yılın ait bu arada). Almanya’daki Türk nüfusu, çocuk parası ve devam etmekte olan göçten dolayı gittikçe artıyor. Uzun lafın kısası Almanlardan sonraki ikinci en büyük topluluk Türkler. Ve 30-40 yıldır Almanya’da yaşadığı halde Türk mahallesinden çıkmayan ve doktora, hemşireye, belediyeye gittiğinde derdini anlatamayan Türk teyzemize Türkiye’den gelen ve İstanbul Türkçesi konuşan bir Türkten başkası daha iyi yardımcı olamaz. =D Kısaca Nitelikli İş Gücü Göçü Yasası her mesleği, her diplomayı ya da her bölümü kapsamıyor. Hayal alemine dalmadan önce belli bir süre ayırıp şartları araştırmanız ve ayaklarınızın yere basması gerekiyor.

3. ÇALIŞAN VİZESİ: Efendim, mutlaka sizler de birilerinden duymuş olabilirsiniz. “Bir tanıdık Almanya’daki bir firmadan iş teklifi aldı ve gitti” diye. Bu şekilde sadece Almanya’ya değil dünyanın birçok yerine gidip çalışan insanlar var ve bu grubun temsil ettiği insanlara “expat” deniyor. Türkiye’de çalıştığınız kurum sizi başka bir ülkedeki şubeye gönderebilir. Biz yine Almanya’dan açıklamaya devam edelim. Almanya’da herhangi bir firma sizi işe alabilir, sizi Almanya’ya davet edebilir, siz de gidip çalışmaya başlayabilirsiniz. Bu firmanın illa bir Alman firması olması da gerekmez. Örneğin, Almanya’da Türklere ait olan bir oyun şirketi de sizi işe alabilir. Ancak, bu yolla gitmek genelde sosyal çevre sayesinde olur. Türkiye’de çalışmakta olduğunuz ithalat-ihracat firmasından gelen Alman temsilcilerle diyalog kurdunuz ve muhabbeti ilerlettiniz diyelim. Onlar, “Bizde çalışmak ister misin” diye sorarlarsa süreç şöyle işliyor: Firma, size ve size en yakın Alman konsolosluğuna çalışan vizesi alabilmeniz için bir sürü evrak yolluyor. Ayrıca sizin de hazırlamanız gereken bir sürü başka vize evrakları da oluyor. Önceki maddelerde de belirttiğim gibi davulun sesi uzaktan hoş geliyor ancak iş resmiyete döküldüğünde ve işinizi, evinizi, ailenizi ve dostlarınızı geride bırakarak daha önce hiç yaşamadığınız, ana dilini ve kültürünü bilmediğiniz bir ülkede çalışmaya gitmenin konfor alanınızı terk etmek olduğunu hep aklınızda bulundurun. “Pekiyi, Almanya’daki bir şirket sizi neden işe alsın?” İşte bu, kendinize sormanız gereken asıl soru!

4. AİLE BİRLEŞİMİ: Almanya ithal damat veya gelin dolu desek yanlış olmaz herhalde. 🙂 Bu sadece Türkiye ile de ilgili bir mevzu bahis değil, burada yaşayan göçmenler, eş tercihlerini ana vatanlarından yapıyor çoğunlukla (yabancıya gitmesin?) 😀 Bunu yapmalarının birçok farklı sebebi olabilir ancak evlenerek yurt dışına yerleşmek Almanya için eskisi gibi kolay değil artık. Her şeyden önce yine bir sürü vize prosedörü var ancak bence en önemli koşul Almancayı A1 seviyesine getirmek. Maalesef, ülkeyi terk etmek için “ben her türlü gider evlenirim” diyenler oluyor. Yukarıda saydığım maddeler içerisinde bence belki en kolayı ancak en risklisi de bu! İyi ama neden? Bir ülkeye turist olarak gitmek farklı, öğrenci olarak gitmek farklı, o ülkede çalışmak farklı ve de kesinlikle evli olarak yaşamak farklı. Aile birleşimi vizesi alıp gidenler, gittikleri şehirdeki mahalleyi ve topluluğu çok iyi araştırsınlar, derim. “Almanya’nın başkenti Berlin’e gideceğim ve orada Almancamı çok iyi geliştireceğim” gibi bir cümle kurmadan önce iki semt hakkında araştırma yapmanızı rica edeceğim:1-Kreuzberg. 2.-Moabit. Çok büyük beklentilerle Türkiye’den evlilik yoluyla Almanya’ya gelen ve hayal kırıklığına uğrayan çok insan tanıyorum. Bunun en büyük sebebi gelin/damadın evlilik yoluyla katıldığı ailelerin gerçek yüzünü Almanya’da görmesi. 🙁 Yani düğüne kadar her şey reklam, düğünden sonra asıl film başlıyor. Konu hakkında daha fazla detaya girmeden bu maddeyi de özetleyelim. Daha önce Almanya’ya Erasmus, EVS, turist olarak gelmiştim ve şimdi çalışan ve evli bir insan buradayım ve bunların hepsi birbirinden farklı yaşantılar ve her yaşantı farklı bir deneyim.

5. YURT DIŞI ÖĞRETMENLİK: Evet, son maddeye geldik. Gerçi bu madde daha çok meslektaşlarımı ilgilendiriyor ancak ben öğrencilerim için de bilgi vermiş olayım çünkü halihazırda eğitim fakültelerinde öğretmenlik okuyan ve atandıktan sonra yurt dışında görev yapmak isteyen var. 😉 Önce doğru bilinen yanlışlarla başlayayım. 1. Yurt dışında Türk okulunda mı çalışacaksın? Başka ülkeleri bilmem ama Almanya’da TÜRK okulu diye bir şey yok. O açıdan bir Alman okulunda çalışacağım. 2. Almanya’da Almanca öğretmeni olarak mı çalışacaksın? Hayır, Almanya’daki bir Alman okulunda Türkçe ve Türkçe Kültürü öğretmeni olarak çalışacağım. 3. Almanya’da işçi olarak mı çalışacaksın? Arkadaşlar, ben buraya yine devlet memuru olarak geldim, görevimden istifa etmedim. Son 3-4 ay bu sorular bana o kadar çok soruldu ki artık bir kafayı kullanma kılavuzu yazayım dedim ve ortaya bu yazı çıktı. 😀

Yurt dışı öğretmenlik görevi için devlete atanmanız ve beş yılınızı tamamlamanız gerekiyor. Beş yılın sonunda Avrupa ülkelerinden birinde görev yapacaksanız yabancı dil puanınız olması gerekiyor. Daha sonra geçmeniz gereken KPSS benzeri bir yazılı sınav var. Sınav geçme notu Almanca dil puanına sahip olanlar için 60, İngilizce dil puanına sahip olanlar için 80. Ülkemiz dışında en fazla Türk vatandaşı, Almanya’da yaşadığı için en fazla kontenjan doğal olarak Almanya’ya ayrılmış durumda ve iyi haber şimdi geliyor, Almanya’ya gelmek için Almanca öğretmeni olmanıza gerek yok. Benimle birlikte Hamburg’a gelen diğer öğretmen arkadaşların branşları edebiyat ve İngilizce. Yazılı sınavı geçtikten sonra bir de mülakat var. Mülakatın geneli Türkçe ancak ben Almanca ve İngilizce de konuştum. Bununla birlikte yabancı dil sertifikası istemeyen (Kıbrıs, Kırgizistan vs.) ülkelere başvurularda yabancı dil konuşmanız gerekmiyor. İnternette konuyla ilgili kılavuz yayınlandı, buyurun detaylarını buradan okuyun.

Buraya kadar sınavın içeriğine ve şartlarına dair teorileri verdim, gelelim şimdi işin pratiğine. 🙂 Türkiye’nin en güzel şehri Bodrum’da hayata dair her şeyi yoluna oturtmuşken neden düzenimizi bozup Almanya’ya geldik? Cevap veriyoruz: “Rahat battı!” =D Şaka bir yana, bize sorulan en sık sorulardan birisi de bu idi. Başka bir ifadeyle konfor alanımızı terk ederek büyük bir risk alarak bu sürece girdik. Sürecin en kolay kısmı sınava ve mülakata girmekken, en zor kısmı belirsizlik ve uzun süren bekleyiş. Sınavı geçtiğinizden itibaren epey bir süre hangi şehirde hangi okulda görev yapacağınız belli olmadığı gibi nerede kalacağınız vs. de belli değil. Buna bir de bizim şansımıza korona da eklenince bekleyiş uzadı, uzadıkça da yordu. Uzun bekleyişin ardından vizemiz çıktı, uçak biletimiz alındı ve 7 Ocak’ta Hamburg’a ayak bastık. Bizim yerimizde bir Alman vatandaş olsaydı “Siz manyak mısınız” derdi. =D (Bknz. Türk doğaçlaması) (Bknz. Alman detaycılığı)

Ve gelelim tarlalarında çalıştığım tanıdıklara… Türkiye’nin birçok il ve ilçesini gördüm, hep hayretle karşıladığım iki manzara beni hâlâ şaşırtmaya devam ediyor. Almanya’da uzun yıllar çalışıp döndükten sonra çiftçiliğe devam eden nesille şu an hâlen Almanya’da çalışıp kazandığı parayla yılda sadece 1 ay kalacağı köyüne villa yaptıran nesil… Yıllarca fabrikalarda işçi olarak çalışıp Türkiye’ye döndükten sonra aynı köydeki insanlar bir araya gelip ortak bir işletme, kooperatif, işlik, fabrika kurmamışlar, kuramamışlar, acaba neden? Cevabını bilenler varsa yazının altına yorum olarak bıraksınlar lütfen. 🙂

Birçok insan Almanya’ya farklı sebeplerden taşınabilir. Ben şu ana kadar ekşi’deki tayfa gibi ne Almanya’yı yerdim ne de Youtube’daki tayfa gibi göklere çıkardım. Türkiye’de mutlu değilseniz ve yurt dışına çıkarak mutlu olacağınızı zannediyorsanız kafanızda beklentileri sıfırlayarak gelin, derim. Özellikle Almanya’yı ucuz araba, bol çikolata ve adidas ayakkabı olarak görenler buradaki sistemi tamamen gözden kaçıyor. Biz de kafamızda birtakım hedeflerle buraya geldik ancak kendi adıma konuşacak olursam, şu an eğitim sisteminin farklı kademelerinde olan ve geleceğe dair kaygılar taşıyan bir sürü genç olduğunu biliyorum. Ben yolu açmak ve örnek olmak istedim, elinden gelenin en iyisini yapanlar için her zaman bir çıkış yolu vardır. 😉

Eski Almancacı, yeni nesil Almancı Ahmet Akyol…

Hamburg’tan selamlar ve saygılar…

69. WISH CLAUSES (Dilek Kipleri)

SUNUM

KONU

68. IF CLAUSES (Koşul Cümleleri)

SUNUM

KONU

VİDEO

IF CLAUSES VORSCREEN ÇALIŞMA KAĞIDI

IF CLAUSES VORSCREEN ÇALIŞMA KAĞIDI CEVAP ANAHTARI

67. DATES (Tarihler)

SUNUM

KONU