Kafayı Kullanma Kılavuzu XX – Eğitim Sistemi Seni Hayata Hazırlar mı?

Ben: “Ne yapıyorsun?”

Öğrenci: “Hocam, soru çözüyorum.”

Ben: “Ama dersimiz şu anda Almanca.”

Öğrenci: “Olsun Hocam, Almanca gereksiz bir ders.”

Ben: “😳”

Bu durumda Türk eğitim sisteminde yetişen bir öğrenciye diyecek pek de bir şey yok aslında. Çünkü öğrenci 10. sınıfta bölüm seçtikten sonra bazı dersleri önemli, bazılarını ise önemsiz olarak kafasında sınıflandırıyor. Bazı veli, öğretmen ve özel (paralı) okul yöneticileri de öğrencilere bu bakış açısını telkin ettiklerinden ön yargılar iyice derinleşiyor. Öğrencinin üniversite sınavında gireceği dersler belli olduğuna göre biz de kendimizi gereksiz dersin gereksiz öğretmeni kategorisine alıp “Ne yapalım, öğrenci haklı; sistem bunu dayatıyor” deyip kenara mı çekilelim? Ne münasebet canım! O zaman karşı atağa geçme zamanı!

Hiç kimse herhangi bir iş yerine üniversiteye hazırlanırken çok soru çözdü diye işe alınmamıştır (alındıysa da valla ben ne gördüm ne duydum) ancak iyi derecede İngilizce, Almanca, bilgisayar kullanma becerisi, iş tecrübesi, yurtdışı deneyimi, spor-kültür-sanat alanında belli bilgi, belge ve donanıma sahip olduğu için işe alınanı çok gördüm. O açıdan buradan sonraki sözlerim sadece üniversite sınavına hazırlananlara değil hayata hazırlananlara!

Sınavı kazandıktan sonra eylül ayında üniversiteye kayıt yaptıracaksınız ve büyük ihtimalle hazırlık sınıfı okumanız; en azından hazırlık atlama sınavına girmeniz gerekecek. Hadi hazırlığa takılmadınız diyelim, bölümünüzde İngilizce ders olacak karşınıza gelecek. Hadi ders olarak karşınıza gelmedi diyelim, üniversite eğitiminiz boyunca hiç mi Erasmus öğrenim, Erasmus stajı, yurtdışı projesi, Work and Travel, Camp America, Interrail, International Work Camp, Mevlana, EVS (bkz. Kafayı Kullanma Kılavuzu II – Yurt Dışına Nasıl Çıkılır?) gibi programlara katılıp yurtdışını deneyimlemeyeceksiniz? Hadi burada saydığım hiçbir uluslararası programa katılmadınız, kendinizi Türkiye’de geliştirdiniz diyelim (evet, pekâlâ mümkün),  gelecekte uluslararası bir firmada kariyer de mi düşünmediniz? Hadi diyelim Türkiye’de herhangi bir uluslararası bir firmada çalışmayı düşünmediniz; ileride belkide Türkiye’de alanınızda iş bulamadınız yada emeğinizin karşılığını alamadınız, başka bir ülkede çalışmayı da mı düşünmediniz? Bunları düşünmediyseniz bari şu üç soruyu düşünün:

  1. Piyasada bu kadar üniversite mezunu işsiz varken liseden mezun olacak bir genç üniversite kazanmak için niye bu kadar emek harcar?
  2. Asgari ücretle üniversite mezunu çalıştırılan bir ülkede niçin üniversite okumak isteyesiniz?
  3. İş hayatı üniversite mezunlarından ne bekliyor?

Ne oldu, sorular ağır mı geldi? O halde cevaplamanıza yardımcı olayım:

1. 18 yaşına kadar ailesiyle yaşamaya alışmış insanlar üniversiteyle beraber aileden uzakta yaşama fırsatını elde ederler. Özellikle ilk defa ailesinden uzaklaşan gençler ufaktan yetişkinliğe adım atarlar. Kısaca, önce sahip olduklarının kıymetini anlarlar, sonra da farklı koşullara adapte olmayı öğrenirler, olgunlaşırlar. Sınırlı miktarda parayla (bkz. Kafayı Kullanma Kılavuzu XIV – Zaman ve Para Nasıl Yönetilir) ay sonunu getirmeye çalışırlar. Üniversitenin size diplomadan fazlasını sunacağını hedefleyerek üniversiteye gidin. Sadece diploma sahibi olmak için üniversite okumak istiyorsanız size daha iyi bir önerim var: bir işe girin ve açık öğretim fakültesinden 4 yıllık bir bölüm okuyun. Üniversite, bir gencin kendisini gerçekleştirebileceği, yönünü çizebileceği, hayallerinin peşinden koşabileceği mükemmel bir durak. Durak diyorum çünkü kariyeriniz lisede başlar, üniversitede ve iş hayatında devam eder. Daha önceki Kafayı Kullanma Kılavuzlarında bahsettiğim liseden mezun olurken sahip olmanız gereken nitelikleri tamamlamadan üniversiteye başladıysanız, üniversite bu eksiklikleri gidermek için doğru adres. Üniversitede mutlaka yapın dediklerim şunlar: Erasmus öğrenim, Erasmu stajı, yurtdışı projesi, Work and Travel, Camp America, Interrail, International Work Camp, Mevlana, EVS, kendi alanınızda iş deneyimi, derneklere ve öğrenci kulüplerine aktif katılım, sorumluluk üstlenme. “Hocam bu dediklerinizi iş hayatına başladıktan sonra yaparım” diyenlere “Hayalperest olmayın” derim. Her şey yerinde ve zamanında güzel 🙂

2. Evet, maaş önemli çünkü ülkemizde kafalar üniversite girene kadar sınav odaklı, sonrasında da maaş odaklı çalışıyor. Kariyerinize üniversiteden sonra başlarsanız birçok iş yeri size asgari ücret teklif edecektir. Siz kabul etmeyip çalışmasanız bile yerinize çalışabilecek işsizler ordusu ellerinde CV’leri ile hazır beklemektedirler. Evet, üniversiteye gidin, gidin ancak her şeyi üniversiteden veya devletten ummayın. Üniversiteye adımınızı attıktan sonra imkanlara ulaşmak için siz harekete geçin, birilerinin sizin yerinize fırsatları hazırlayıp altın tepside sunmasını beklemeyin! Uzun lafın kısası: lise bitti, e-okul, üniforma, veliden izin belgesi, performans ödevi, haftada 5×8=40 saat ders dönemi kapandı, üniversite dönemi başladı 😉 Rahat olun, üniversitede çok zamanınız olacak, yeter ki siz bu zamanınızı etkili kullanın ve 4-5 yıl içerisinde kendinize yaptığınız yatırımın karşılığını bir ömür boyu alın. Maaş odaklı çalışan kafaları bir tarafa bırakıp mesleğinizde derinleşmeye bakın. Yaptığınız işi dünyanın herhangi bir yerinde yapacak kadar iyiyseniz (bkz. profesyonel olmak) para arkadan gelecektir.

3. İş hayatı gençlerden çok şey bekliyor ancak bunların hepsi zamanla şirket içi eğitimlerle, kurslarla, kitaplarla, seminerlerle tamamlanacak şeyler. Yine de az ama öz bir liste sunmak gerekirse sorun çözme, bütünü görme, öncelik sonralık sıralaması, zaman ve kaynak yönetimi, sosyal sorumluluk, girişimcilik, inovasyon, iletişim, inisiyatif alma vb. diye liste uzar gider ancak internetten bunu kendiniz araştırın. Herhangi bir işe girdiğinizde birkaç ay gibi kısa bir süre içerisinde ne kadar çok şey öğrendinize hayret edeceksiniz. 4 aylık bir iş deneyimi size 4 yıllık bir üniversiteden daha fazlasını verebilir çünkü artık teoriden pratiğe geçtiniz demektir. Denemesi bedava 🙂 Siz bir iş yerine giderken şu üç özelliği kendinizde götürün: I) İyi bir insan olun. II) Karakteriniz sağlam olsun. III) Dürüst olun.  Neden? Çünkü eğitim herkese verilir, yatırım karaktere yapılır!

Şimdi yazımızı toparlayacak olursak Türk eğitim sistemi sizi sınavlara hazırlar (belki) ancak Ahmet Akyol sizleri hayata hazırlar. Herkes üniversiteye gitmek zorunda değil ancak bir şekilde hayatını kazanmak zorunda. O zaman sormanız gereken asıl soru şu: Hayata ne kadar hazırsınız? O halde, yukarıda saydığımız olumsuzluklara rağmen lise mezunu biri neden üniversiteye gitmeli? Gitmeli ve alanında iyi bir iş sahibi de olmalı ki sizin kardeşiniz, komşunuzun oğlu, kuzeniniz, doktor olduysanız bir hastanız, öğretmen olduysanız bir öğrenciniz, belki bir tanıdık sizi kendine rol model alsın. Unutmayın, insanlara hiçbir şey söylemeden de onlara çok şey anlatabiliriz. Ve bazen o insanlar karanlık bir gecede bizlere yok gösteren kutup yıldızı gibidirler. Siz kimin kutup yıldızısınız?

Son olarak üç soruyla yazımı noktalayacağım:

  1. Üniversite sınavına çalışırken son nefesini verseydin ne hissederdin?
  2. İnsanlar cenazene katılsaydı ne hissederdin?
  3. Sen kendi cenazene katılsaydın ne hissederdin?

Bu soruların üzerinde biraz düşünün ve eğer üniversite okumak gerçekten sizin kendi hayalinizse üniversite kazanmak için mücadele edin; yoksa başkasının hayalini gerçekleştirmek için değil!

Sevgiler,

Ahmet Hocanız…

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *