Kafayı Kullanma Kılavuzu XXII – Almanca Kaba Mı?

Bu soru bana kaç kere soruldu, inanın bilmiyorum ancak “Almanca kaba” diyenlere ben de şunu sormak istiyorum: “Siz kaç kelime Almanca biliyorsunuz?” Ne oldu, ses gelmiyor:D Uğur Mumcu boşuna dememiş, “Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz” diye. Ancak ülkemizde her konuda olduğu gibi yabancı dil konusunda da durum aynı: bilgi yok, fikir çok!

Efendim, ben konuya Almancadan girdim ama şu ana kadar aynı duruma Fransızca, Rusça veya Arapça için de şahit oldum. Filanca dil çok fantastik ama şu dil çok dandik. Bu cümleleri kuran kişilere sorulacak soru belli: Kıyaslama yapabilecek o kadar o yabancı dile hakim miyiz? Ya da şöyle soralım: Kendi ana dilimizi ne kadar iyi okuyor, yazıyor, anlıyor, Türkçede kendimizi yazılı ve sözlü ne kadar iyi ifade edebiliyoruz? En son okuduğu kitap ilkokuldaki Cin Ali serisi ya da üniversite sınavına hazırlanırken çözdüğü test kitaplarından ibaret olanlar yabancı dil konusunda profesör öz güvenine sahipler, kendilerinden çok eminler. (Evet, evet, bir cahil gördüm sankiJ)

Bir anımdan bahsedeyim: Yine bir gün öğretmenler odasında bir öğretmen arkadaşımız (branşı Türkçe/Türk Dili ve Edebiyatı), “Fransızca çok kaba bir ve Fransızlar da çok kaba insanlar” demişti. Ben de kendisine şu iki soruyu sordum: 1. “Hocam, siz hiç Fransızca biliyor musunuz? 2. “Siz kaç Fransız tanıdınız?” Oduna vursam ses gelirdi ancak hocamızdan ses soluk çıkmadı. (Dikkat, Ahmet Akyol lafı koyabilirJ) O halde kaba dil yoktur, efendme söyleyeyim, hiç bir dil kaba değildir. Dil bir iletişim aracıdır ve konuşmaya yarar. Bir dili bilmediğimiz onun bize kaba gelmesi anlamına gelmez. Örnek vermek gerekirse, bir Amerikalı, “Oh God, Turkish is too tough (Tanrım, Türkçe çok kaba) ” dese ne hissederdik? Hemen savunmaya geçerdik değil mi? Hayır, Türkçe öyle değil böyle, böyle değil şöyle, bla bla bla…

Pekiyi, Türkler Almancaya neden kaba diyor? Çünkü Türk milleti olarak çok savaş filmi izliyoruz da ondan. Şimdi şunu sorabilirsiniz: “Hocam, savaş filmlerini Almancaya nasıl bağladınız?” Sebebi basit: İkinci Dünya Savaş filmlerini izleyen tarih ve savaş meraklısı vatandaşlarımız Almancayı fimlerde duyduklarından ibaret sanıyorL Örnekleyeyim, Alman komutan bir askere emir veriyor: “Halt (dur), Achtung (dikkat), Feuer (ateş).” Sizce savaş psikolojisinde olan birinin normal ses tonuyla ve sakin bir şekilde konuşmasını mı beklersiniz? Adı üzerinde Dünya savaşı oluyor, herhalde komutan avazı çıktığı kadar bağıracak. Velhasıl Almanca bundan ibaret değil.

Bir başka iddia ise Almancanın köpek dili olması. Vallai bunu da öğrencilerimden duydum ve çok şaşırdım. “Ne demek bu” diye epey kafa yordum. Sonra sebebini buldum: Yeteneksiz Türkiye gibi televizyondaki programlarda eğitmenler köpeklere Almanca komutlar veriyormuş: setz (otur), fass (yakala), kriech (sürün), bleib sitzen (oturmaya devam et), aus (bırak), komm (gel) vs.  Malumunuz, Almanlarda da köpek cinsi çok olduğundan (bkz. Alman kurud, Rottweiler, Dobermann vb.) eğitim dilinin Almanca olması normal değil mi?

Şimdi iti köpeği bir tarafa bırakalım da önümüze bakalım. Neden Almanca öğrenmeli, nasıl Almanca öğrenmeli, Almanca ne işime yarar gibi sorunların cevaplarına odaklanalım. İlk sorunun cevabından başlamak gerekirse Alma hükümeti 1 Mart 2020 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere nitelikli işçi göçmen yasasını Meclisten geçirdi. Bu şu demek: Almanya belli başlı alanlarda nitelikli iş gücüne ihtiyaç duyuyor. Bu açığını da yurt dışından nitelikli işçi alımı yaparak kapatmaya çalışacak. Hâl böyleyken her krizin (Almanya için) bir fırsat (Türkiye gençliği için )yarattığının farkında olun.

Şöyle bir örnek vermek gerekirse Türkiye’de herhangi bir bölümden mezun oldunuz ancak iş bulamadınız. Ya da iş buldunuz ancak maaşınız umduğunuz gibi değil. (şu anda eğitim sisteminde bulunan herhangi bir öğrenciyi/genci böyle bir son bekliyor olabilir). Ülk değiştirin arkadaşlar! Geleceğinizi bugünden yaratmak için harekete geçin.

Pekiyi, nasıl Almanca öğrenilir? Dil kursuna gidilmesi gerekir mi? Bu soruyu genelleştirelim: herhangi bir dili öğrenmek için dil kursuna gitmek gerekir mi? Dil kursunun artı ve eksilerini ortaya kolayım: 1. Dil kursları öz disiplini olmayanları disipline edebilir, öğretmenin verdiği ödevleri yapmak, belli gün ve saatte belli bir konuya çalışmak gibi. 2. Sınıfta bir rekabet ortamı oluşursa daha fazla çalışma isteği duyabilirsiniz. 3. Etkileşim: Kursta öğretmen ve sınıf rkadaşlarınızla etkileşime geçer, başkalarının yaptığı hataları görür, kendi hatalarınızı düzeltirsiniz. Öğretmeninizle soru cevap yapma şansınız olur. İyi bir öğretmen size dili sevdirebilir, dil öğrenmek için merak duygunuzu harekete geçirebilir veya dil öğrenmenin püf noktalarını gösterip deneyimlerini sizinle paylaşabilir. Olumsuz taraflarına gelecek olursak… 1. Dil kursları en nihayetinde birer ticarethanedir, kâr amacı güderler ve sizin bir dili öğrenmenizden çok cebinizdeki parayı almaya bakarlar. 2. Para vererek ve dil sertifikası veya diploması aldığınızda akıcı bir şekilde dil konuşacağınızı düşünüyorsanız hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz. 3. Dil kursları ne en iyi ne de en kötü örenciye göre ders anlatır, orta yolu bularak yola devam ederler. 4. Öğrenme bireyseldir ve herkes kendi öğrenme şekline göre öğrenir ancak kurslarda ana ders materyali olarak kitaplar kullanılır. Ve daha önceki kafayı kullanma kılavuzunda (XII) bahsettiğim gibi hiçbir dili konuşmayıkitaplardan öğrenemezsiniz.

Gelelim özel derse. “Ahmet Hocadan ders alırım, altı ay sonra onun gibi konuşurum.” Yok ya! Biz bu işe yıllarımı vermişim, daha da veriyorum, her gün materyal ve konu hazırlığı yapıyorum, bilmediğim kelimelerin anlamlarına bakıyorum, Almanca radyo-şarkı dinliyorum, dizi-film izliyorum.

Pekâlâ, “Nereden başlıyayım” diye düşünüyorsanız “Netflix’ten başlayın” derim. Arkadaşlar, Netflix’ti taradım ve isizin için şu dizi, film ve programları çıkardım: Dark, Perfume, Skylines, Dogs of Berlin, How to sell drugs online, tehlikeli oyun, Criminal Almanya, Holiday secrets. Filmler: Kidnapping Stella, Berlin Calling, Motti Wolkenbruch, 3 Türken 1 Baby, O geri döndü, Isi & Ossi, Sessiz bir dans. Program: Nail it: Almanya.  (isimlerin Türkçe veya İngilizce olduğuna bakmayın, hepsi orijinal Alman yapımları). İnternettebaşka dizi, film ve programlar var ancak Netflix bize güzel bir hizmet sunuyor. Her gün bir bölüm dizi izleyin ancak ilk izlediğinizde (orijinal dil Almanca) alt yazıyı kapatın. Sezonu bitirdikten sonra Almanca alt yazılı izleyin. Daha sonra tekrar izlediğinizde Türkçe alt yazılı izleyebilirsiniz.

 Netflix’ten sonra sıra podcast’e geldi. Hangi dili öğrenirseniz öğrenin akıllı telefonunuza spotify’ı indirin ve Spotify’dan bol bol kulaklıkla almanca dinleyin. Spotify’da neler mi varsanız: Deutschlandfunk, DW langsam Gesprochene Nachrichten, Deutsch lernen Audio, Learn German with Lingua Boost (İngilizce Anlatım). Liste uzar gider… İyisi mi siz arama motoruna Deutsch, Germani almanca yazarak size en uygun olanından başlayın.

Youtube: Arkadaşlar, Almancada en baba konu anlatımlı kitabı sıksanız öğrenmeniz gereken 100 konu çıkar. Günde sadece 1 konuyu yazarak çalışsanız ve o konuyla Youtube arama çubuğuna yazarak çıkan videoları izleseniz dahi 1 saatinizi alır. Denemesi bedava 🙂 Ben biraz önce Youtube’a Zahlen (sayılar) yazdım ve ilk sayfada çıkan 10 kadar videonun toplam süresine baktım, 38,42 dakika. 24 saatimizin 1 saatimizi hayatımızı değiştirecek bir dil öğrenmeye ayırabiliriz, değil mi?

Netflix cepte, Spotify cepte, Youtube cepte. Pekiyi, ya pratik? Valla, size size şöyle yurt dışına tatile gidin, böyle Malta’da bir dil okuluna gidin, Cambly’e şu kadar para bayılın demeyeceğim. Tüm dünyanın adına internet dediği aleme giden Google hazretlerini açıyoruz ve oradan interpals.net’e tıklıyoruz (interpals’i hiç kullanmadım ancak kullanan insanların tavsiyesi üzerine yazıyorum), profil oluşturuyoruz ve bizimle pratik yapacak insanları ekliyoruz. Özellikle çevrimiçi oyun oynayarak gruplarda başka milletlerden insanlarla discord üzerinden konuşuyor (siz hâlâ Skype’de mi kaldınız? :D) Benim tavsiyem Google hangouts. Sosyal medyadan edineceğiniz arkadaşlarla görüntülü de olsa konuşun. Dil kurslarına, yurt dışı dil okullarına vereceğiniz parayla evinize internet bağlatın, Netflix’e abone olun. İnanın, size aylık maliyeti 100 TL gibi cüzi bir rakamdır. Zaten herkesin cebinde akıllı telefon var, ben daha ne diyeyim…

Sevgili dostlar, ben Almanca üzerinden yazımı devam ettirdim ancak siz hangi dili öğrenmek isterseniz isteyin, yöntem aynı: Yeter ki gerekirse 1 saat erken kalkın ve düzenli olarak (yani her gün) yabancı dil öğrenmek için çaba harcayın. Almanca için kaynak isteyenler bana ulaşabilir. Bilgi, belge ve tecrübelerimi seve seve paylaşabilirim. Pekiyi, bunu neden mi çok önemsiyoum? Yabancı dil (İngilizce ve almanca) benim hayatımı tamamen değiştirdi ve bana daha iyi bir yaşam sundu. Benim hayatımı değiştirdiyse sizinkini de değiştirebilir.

Beni var eden dillerin anısına…

Ahmet Hocanız

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *