Kafayı Kullanma Kılavuzu XXIII – Mezuna Kalmak

Bodrum Anadolu Lisesi görev yaptığım üçüncü orta öğretim kurumu ve 12. sınıflar son yedi yıldır girdiğim sınıflar arasında hep yer aldı. 12. sınıflarda en çok duyduğum ifade “Hocam, biz mezuna kalacağız” oldu. Pekiyi, nedir bu mezuna kalmak, nasıl kalınır, niçin kalınmaz? İşte bu sorulara KKK XXIII’te cevap bulacağız.

İsminde Anadolu/Fen Lisesi geçen tüm okulların akademik başarıyı ön planda tuttukları ve hedeflerinin öğrenciyi dört yıl sonra bir üst kurum olan üniversiteye yerleştirmek olduğunu düşünürsek Türk Eğitim Sisteminin sınıfta kaldığını istatistiksel olarak ispatlayabiliriz: 2019 yılında TYT’ye 2 milyon 390 bin 491; AYT’ye 1 milyon 880 bin 800 aday girdi. TYT’de 150 barajını geçen adayların sayısı 1 milyon 761 bin 392; 180 barajını aşmayı başaranların sayısı ise 1 milyon 275 bin 957 oldu. Demek ki sınava girenlerden 1.114.534 aday baraj altında kalarak direkt mezuna kaldı. Pekiyi, barajı aşan ve tercih yapanların kaçı yerleşti? Yükseköğretim Kurumları Sınavı (2019-YSK) yerleştirme sonuçlarına göre 753 bin 461 aday tercihlerinden birine yerleşti. Tercih yapmaya hak kazanan, tercih yapan ya da yapmayan öğrenci sayısı da 522.496 olarak 1.114.534 rakamına eklenebilir. (Kaynak olarak https://dokuman.osym.gov.tr/pdfdokuman/2019/YKS/sayisalbilgiler18072019.pdf inceleyebilirsiniz).

Daha lise birin başında çiçeği burnunda liseli öğrencimiz üniversiteye gideceğini kafaya koymalı ve 4 yıllık süreci ona göre inşaa etmeli. Meslek liselerini bu gruba dahil etmiyorum çünkü onların hedefi öğrenciyi üniversiteye yollamak değil belli bir alanda meslek sahibi yapmak. Haa, bu konuda ne kadar başarılılar tartışılır ancak, Anadolu/Fen Liseleriyle aynı kategoriye koymuyorum.

Lise 1 bitti, lise 2 bitti, lise 2’nin sonunda sayısal, eşit ağırlık, sözel ve yabancı dil olarak bölüm seçtiniz. Lise 3 de bitti ve geldiniz lise 4’e yani otobana girmeden önceki son çıkışa: D. Lise son sınıfın daha başında haziran ayının ikinci veya üçüncü haftasonu üniversite sınavının olacağından haberdardınız. Amacınız yıl sonunda TYT/AYT’yi geride bırakarak bir an önce kapağı üniversiteye atmaktı. Ancak gördüğüm kadarıyla bir çoğunuz için bu planlar suya düştü ve üniversite kazanma hayali bir sonraki seneye ertelendi. Tabii, üniversiteyi (bkn. Dokuz Eylül Üniversitesi Almanca Öğretmenliği) 22 yaşında kazanmış biri olarak bu yazıyı kaleme almak kendimle çelişiyor gibi görünse de liseden mezun olduğum yıl (2003) ilk girişte üniversiteyi kazanmıştım (bkn. Ege Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı).

Pekâlâ, öğrenci nasıl ve neden mezuna kalır? 4 yılda kateteceği mesafeyi bir yılda katetmeye çalışır da ondan. Lise 1-2 ve 3’te gerekli öğrenmeler gerçekleşmemişse, sadece not için çalışıp sınıfı geçmek veya takdir/teşekkür almak için ezber yaparak geçmişseniz, son sınıfta hem okul dersleri hem üniversite sınav hazırlığı (dersane, kurs vs.) size ağır gelebilir. O halde, bunun sorumlusu lise müfredatı veya üniversite sınav sistemi midir? Elbette hayır! Bunun sorumlusu sizsiniz. Kendi tembelliğinizin sorumluluğunu sisteme atarak başkalarını kandırabilirsiniz ancak kendinizi kandıramazsınız. Lise sonda da pekâlâ istediği üniversiteyi ve bölümü kazanan birçok öğrenci var. Onlar başardığına göre siz de başarabilirsiniz!

Pekiyi, ben mezuna kalır mıydım? Ya da neden kalmazdım? Ben mezuna kalmazdım çünkü 1 yılımı daha ders çalışarak geçireceğime hedefim üniversite ise bir an önce üniversiteye başlardım. “Ama hocam, ben istediğim puanı alamadım, TYT’de baraj altında kaldım, 4 yıllık bir bölüm gelmiyordu” gibi serzenişlerde bulunacaksanız size soracağım soru şu olurdu: “Lise hayatınız boyunca ne yaptınız?”

Mezuna kalmazdım çünkü eğer hazırlık olan bir bölüme yerleşirseniz 1 yılda oradan gidecek, etti mi size 2 yıl. Dahası, dört yıllık bir bölümü yıl kaybetmeden bitirseniz bile mezuniyetten sonra KPSS ile hemen atanacağınızın veya özel sektörde iş bulacağınızın bir garantisi var mı? Erkek öğrenciler için sürece bir de askerliği eklerseniz ülkemizde çalışma hayatına başlama yaşı gittikçe sonraki yıllara kayıyor.  

Şimdi çözüm önerilerine gelecek olursak… Şapkanızı önünüze koyun ve mezuna kalmadan üniversite sınavına kazanmak için kolları sıvayın. Tarihler henüz 24 mart’ı gösteriyor ve YKS 20-21 haziranda gerçekleştirilecek. Her kriz yeni bir fırsat yaratır: Hazır Corono virüs salgınından dolayı okullar eğitime ara vermişken evinizi/odanızı, masanızı bir dersaneye çevirin. Kalan yaklaşık 3 ay’ı en iyi şekilde değerlendirmeye çalışın.

Üniversite sınavına ilk girişinizde 4 yıllık (lisans) bir fakülte yerine 2 yıllık (önlisans) bölüm veya açık öğretim fakültesinden (uzaktan eğitim) bir bölüm de kazanabilirsiniz. İnanın bana dünyanın sonu değil, hayat bir şekilde devam ediyor. 2003’te üniversiteyi kazanmama rağmen kayıt bile yaptıramamıştım ve 2007’de tekrar kazanıp üniversiteye başlayana kadar geçen yıl bana farklı bir kulvar açtı, bunun sonucunda ve turizmle ve iş hayatıyla o şekilde tanıştım. Geriye dönüp baktığımda kayıp diye düşündüğüm şeylerin aslında kazanç olduğunu gördüm. Buraya kadar ifade ettiklerim ilk girişinde üniversite sınavı kazanma hedefi olanlara yönelikti. Şimdi gelelim “kesin mezuna kalırımcılara, saldım çayıra mevlam kayırıcılara…”

Gençler, en güzel yıllarınızı boşa harcamayın. Lise son sınıftayken ve üniversite hayalinizi bir sonraki seneye ertelediyseniz dâhi bir yılınızı çöpe atmayın, kendinize yatırım yapın. Özellikle Bodrum gibi denizin ve doğal olarak turizmin, limanın olduğu bir şehirde birçok iş imkanının farkına varın. Liman başkanlığına gidin, gemi adamı belgesi nasıl alınır, kaptanlık kursu var mı, koşulları nelerdir gibi şeyleri araştırarak meslek sahibi olmak için üniversite diplamasını almadan önce kendinizi yetiştirmeye bakın. Kaptanlık, denizde bir iş hayatı ilginizi çekmiyorsa ilginizi çeken bir alanda bir meslek/yetiştirme kursu bulun. Örneğin, halk eğitim merkezinde aşçılık kursuna gidin, dalış brövesi alın, yelken sporu için kurs bulun vs. Yok, illaki üniversiteye gidecekseniz ve iş hayatına üniversiteden sonra başlayacaksanız bile dediklerimi gerçekleştirirseniz daha üniversitede okurken birçok fırsat karşınıza gelecektir.

Sonuç: İster lisans, ister önlisans, ister açık öğretim fakültesi mezunu olun, sürekli ve inanılmaz hızlı değişen çağımızda diploma sahibi olmak da bir yere kadar. Bakın, bir epidemide tüm dünya ekonomik bir durgunluğa girdi ve birçok insan ya işini kaybedecek yada çalışma şartlarını değiştirerek evden (home-office) ve internetten (online/freelancer) çalışacak. Bu halde, nereden hangi diplomayla mezun olursanız olun en çok odaklanmanız gereken niteliğiniz UYUM YETENEĞİ olmalı. 21. yüzyıl çevremizdeki değişime yetişmekte zorlandığımz, dünyanın eskiye oranla gittikçe farklılaştığı bir dönem. İş yapma şekillerimiz, alışkanlıklarımız, günlük rutinlerimiz bu denli değişirken yapmamız gereken kendimizi değişime hazırlamak. “Hocam, ben nereden başlayayım” diye soruyorsanız, “kendinizi 21. yüzyıl vatandaşı yapmak için gerekli niteliklere yatırım yaparak başlayın” derim. Bundan önceki kafayı kullanma kılavuzlarında bunun cevabını vermeye çalıştım. O halde bu yazıyı okuduktan sonra harekete geçme zamanı…

Ahmet Hocanız

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *