Kafayı Kullanma Kılavuzu XXIV – Öğretmen olmasaydım Ne İş Yapardım?

Yemek yemeğe gittiğim bir restoranda öğrenci velilerimizden biriyle karşılaştım. Velimiz sohbet açmak için bir soru sordu: “Hocam, malumunuz, bizim kız on birinci sınıfta, siz de bu yıl dersine giriyorsunuz, sizce seneye hangi meslekleri yazalım?” Hemen cevap vermedim tabii ki, çünkü genelde tercih döneminde karşılaştığım bu manzarayla yine karşılaşmak zorunda kaldım. Cevabım şöyle oldu: “Öğrencimiz burada değilken onun adına tercihleri ve meslek seçimlerini sizinle konuşmam doğru olmaz.” Velimiz benden cevap almaya niyetli olmalıydı ki beni şu soruyla karşı karşıya bıraktı:” Pekiyi, hocam, siz öğrenci olsaydınız hangi meslekleri tercih ederdiniz?” “Tamam o zaman, bu soruya cevap verebilirim” dedim. “Cevabım, sayısalda olsaydım yazılım olurdu” dedim. Bu cevabımız velimizi tatmin etmemiş olmalı ki beni köşeye sıkıştırmaya devam ediyordu. “Hocam, şu an öğretmen olmasaydınız, ne iş yapardınız?” “Cevabım yine aynı olurdum” dedim ve yarı zamanlı olarak yaptığım işim vidIQ’dan ve açık öğretimde okuduğum ikinci üniversite web tasarım-kodlamadan bahsettim.

Restorandan çıktıktan sonra biraz yürüyüş yapayım dedim ve bu soru üzerinde biraz düşündüm: Öğretmen olmasaydım ne işi yapardım. Bu soru beni biraz geçmişe götürdü ve Almanca öğretmeni olarak atandığımda kardeşimin bana söylediklerini hatırlattı: “Ağabey, lisede okurken İngilizceden başka bir şey düşünmezdin, üniversitede eğitim fakültesinde okumam derdin, eğitim fakültesini kazandığında da devlette öğretmen olarak çalışmam derdin. Bak, ne oldu şimdi? Üniversitede almanca öğretmenliği okuduktan sonra devlete Almanca öğretmeni olarak atandın.” Yani, ne diyebilirim ki büyük konuşmuşum, tükürdüğümü yaladım. 😀

Şimdi de üniversite yıllarına dönecek olursak planlarım arasında gerçekten ne KPSS’ye girmek ne de öğretmen olarak atanmak vardı. İzmir’de geçen üniversite boyunca birçok sivil toplum kuruluşunda (ÇYDD, EÇEV, TEMA vs.) aktif bir şekilde gönüllü olarak çalıştım, farklı projelerde yer aldım. Sadece yerel ve ulusal projelerde değil aynı zamanda uluslararası birçok projeye de katıldım. Benim ilk yurt dışına çıkışım da bir AB gençlik değişim projesi sayesinde oldu. Bu işten aldığım keyif sonraki yıllarda da devam etti ve üniversiteden mezun olduktan sonra bu projeciliği meslek olarak yapmaya karar verdim. Üniversitede Avrupa Birliği proje koordinatörü olmak istiyordum. Üniversiteli gençlere Erasmus öğrenimi, Erasmus stajını, Eylem 1.1’i, Traning Course’ları, Avrupa Gönüllülük Hizmetini, Work and Travel’ı, Summer Camp of America’yı, Mevlana değişim programını anlatarak onların da yurt dışını deneyimlemelerini sağlayacaktım.

Neden bu işi bu kadar çok istiyordum? Sebebi şu: Ben Dokuz Eylül Üniversitesinde Yabancı Diller Yüksek Okulunda 1 yıl hazırlık, eğitim fakültesinde de üç buçuk yıl okudum. Dört buçuk yılda öğrenemediğim Almancayı Erasmus’ta altı ayda, Avrupa Gönüllülük Hizmetinde bir yılda öğrendim. Öğretmen olarak haftada iki saat devletin verdiği kitapla Almanca öğreteceğim diye kasacağıma öğrencinin yurt dışına gitmesini sağlarsam çok daha iyi bir iş yapacağıma inanıyordum. Ya da başka bir ifade ile balığı vermeyecektim, balık nasıl tutulur, onu öğretecektim. Bunun için yüksek lisans yapmak gerekiyordu ve yüksek lisansa başvurmak için ALES’e ve YDS’ye girmek gerekiyordu. Dördüncü sınıfın ikinci döneminde Erasmus’la Almanya’ya gittiğim için ne ALES’e ne de YDS’ye ne de KPSS’ye girdim çünkü bu kez daha büyük oynayıp Almanya’da yüksek lisans yapayım dedim. Anlatmaya gerek yok, biliyorsunuz, daha önceki Kafayı Kullanma Kılavuzu XX – Başarısızlıklarım/Kendimle Yüzleşme’de bu süreci anlatmıştım. Uzun lafın kısası, hayat biz oturduğumuz yerden planlar yaparken başımıza gelenlerden ibaretti. 🙂 🙂 🙂

Şimdi, şöyle diyebilirsiniz: ”Hocam, o halde planladıklarınızdan farklı bir kariyer yolcuğunu yapıyorsunuz.” Yani, ne derler, bilirsiniz: Ya aldığınız kızı seveceksiniz ya da sevdiğiniz kızı alacaksınız! 😀 İş hayatı da aynı böyle. Ben de Almanca öğretmeyi ve devlete ait bir kurumda Almanca öğretmeni olarak çalışmayı sevdim.

E-Ticaret: Evet, öğretmenlik sürecinde aklımda bir sürü şey var. Bunlarından birincisi e-ticaret. Herkes internetten para kazanmanın peşinde ve bunun bir sürü alternatif yolu var. E-işletmeler, gelecekte klasik ticaretten daha fazla pay alma peşinde ve e-ticaretin oranı tüm dünyada gittikçe artmakta. “Hocam, e-ticaretten para kazanmak için üniversitede hangi bölümü okuyayım” diye soracaksanız, üniversitelerde herhangi bir bölümü yok ancak kursları, kitapları ve internette tonla materyali var diyebilirim.

Kodlama: Sevgili gençler, şimdiye kadar birçok kafayı kullanma kılavuzunda kodlamadan bahsettiğimi hatırlayacaksınız. Sizlere bir şeyi yapmanızı tavsiye ettiğimde her şeyden önce ben kendim onu yaparak rol model olmaya çalışıyorum. Yani olay şuna dönmesin diye. Veli: “Oğlum, kızım , ders çalış, kitap oku.” Öğrenci bakıyor, velisi Müge Anlı’ya, oradan Survivor’a bağlamış. Kim kimi açlıktan yiyecek, yakından takip ediyor. 😀 😀 😀 “Hocam, kodlamayı nasıl öğrenelim” diyorsanız, UDEMY’de önce Türkçe ve ücretsiz kurslardan yararlanın, sonra yavaş yavaş ücretli ve İngilizce kurslara da geçersiniz. Kimse bana zaman ve para yok demesin zira bir paket sigaranın ortalama fiyatının 15 TL olduğu ülkemizde UDEMY’den 30-40 TL’ye kurs bulabilirsiniz. Zaman mı? Yahu, şu karantina günlerinde zamandan bol ne var? Her gün 1- 2 saatinizi bu işe yatırın çünkü eğitim en uzun vadeli en iyi yatırımdır.

Network Marketing: Ülkemizde ve tüm dünyada en alengirli ve çetrefilli iş alanlanlarından bir tanesi de bu. Siz denemediyseniz bile etrafınızda bu işi hâlen yapmakta olan veya bu işe yatırım yapıp batan birileri mutlaka vardır. Network marketing sektöründe bu işten para kazanan WOMM (Word Of Mouth Marketing) dediğimiz ağızdan ağıza pazarlamacılar, çoğunlukla elindeki katalogtan ürün satanlar ve tahmin edeceğiniz üzere genelde kozmetikçiler. Ülkemizde pozitif örneklerinden biri Avon mesela. Network Marketing’de olumsuz örnekler de verelim de Avon’culara hak geçmesin: Getmyadds, Gano Excel, Quest.net, Karios, Mega Holdings vs. Network Marketing’de bu işe nakit yatırım yapıp batanlar kısa zamanda zengin olacağının hayallerini kuranlar. Bu işi düzgün yapan ve alın teriyle para kazanan insanlar var ancak tüm dünyadan bilinen ismi Ponzi şeması veya ülkemizdeki karşılığı olan saadet zinciri olarak her birkaç yılda bir türeyen ve insanları dolandıran şirketlerin ve insanların ardı arkası kesilmiyor maalesef.

Buradan sadece bir sonuç çıkarmak gerekirse o da şu: Çok para kazanıp zengin olmak istiyorsanız, çok çalışın ve ticaretle uğraşın. Girişimci olmak istiyorsanız, Facebook’u, Aliexpress’i, Amazon’u, Whatsapp’ı, Twitter’ı, Youtube’u, Microsoft’u kurmanıza gerek yok. Pazarda limon satarak işe sıfırdan başlayabilirsiniz.

Sonuca doğru gelirsek… Yakın gelecekte hedeflerim arasında kodlama dillerini öğrenmek; orta gelecekteki hedeflerim arasında Almanca öğretmenliğinden bilgisayar/kodlama öğretmenliğine geçiş yapmak; uzak hedeflerim arasında öğretmenlikten tamamen web alanına geçmek var.

Ve eğer evdeki hesap tekrar çarşıya uymazsa sizlerin de talepleri üzerine tüm tecrübelerimi anlattığım kafayı kullanma kılavuzlarını Youtube’ta video olarak yayınlamak var. 😉

Bir sonraki Kafayı Kullanma Kılavuzu XXV – Türkiye vs. Yurt Dışı’nda görüşmek üzere

Ahmet Hocanız…

80. Das Aktiv und Passiv (Etken & Edilgen Çatı)

KONU

79. Die Relativsätze (İlgi Cümleleri)

KONU

78. Die Befehlsformen (Emir Kipleri)

KONU

77. Wessen – Kimin

KONU

76. Der Kasus Genitiv (İyelik Hali)

KONU

75. Die Kardinalzahlen (Sıra Sayıları)

KONU

73. Die Reflexive Verben (Dönüşlü Fiiller)

KONU

72. Das Haus und Die Möbel (Mobilya)

VİDEO

KONU

SUNUM

ÇALIŞMA KAĞIDI

ÇALIŞMA KAĞIDI CEVAP ANAHTARI

OKUMA METNİ

OKUMA METNİ CEVAP ANAHTARI

KELİME KARTLARI