KAFAYI KULLANMA KILAVUZU IV – DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR

KAFAYI KULLANMA KILAVUZU IV – DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR

Merhaba sevgili öğrencilerim, değerli dostlar!

Epeydir beklenen an geldi. Bakalım bu kez klavyemizin tuşlarından neler dökülecek…

Bildiğiniz gibi okullar üç hafta önce açıldı. Lise son sınıf öğrencileri gördüğüm kadarıyla üniversiteye giriş sınavına abanmış durumda. Çalışın çalışın! Çalışmak iyidir de durun bir sözüme kulak verin:

1- HEDEF!!! Sen böyle uzun bir yolculuğa çıkmadan önce bir hedef belirledin mi sevgili öğrencim? Hangi şehirde, hangi üniversitede ve hangi bölümde okumak istediğine karar verdin mi? Yoksa “Hoca, hele bi puan gelsin de gerisi Allah kerim” diyorsan ben şimdiden uyarayım yanlış yoldasın… Örneğin Ereğli’de okumakla İzmir’de okumak aynı şey zannediyorsan, sen üniversiteye gitmesen de olur:D Ayrıca aynı şehirdeki iki farklı üniversite bile farklı dünyalara ait olabilir. Bk.: Devlet Üniversitesi vs. Özel Üniversite:D

2- ÖSYM’nin yaptığı hiçbir sınav senin ne bilgini ne aklını ne de zekâ seviyeni ölçer! Bu bir bilgi sınavı değil eleme sınavıdır. Eler, hem de elek gibi eler. Çünkü sen bir deney faresisin ve sistem senin doğru delikteki peyniri bulmanı ister. Peki, nasıl mı eler? İşte şöyle:

3- Üniversite sınavı kısa mesafe (60, 100, 200 ve 400 metre) koşusu değil tam aksine bir maratondur (42,195 m) ve bu yarışı bitiş çizgisini görene kadar koşabilenler kazanır. İlk haftalarda saatlerce ders çalışmalar, havada uçuşan soru bankaları, günlük çözülmesi hayal edilen o 1000 soru vs. ilk dönem sonuna doğru inişe geçer. Durgun seyreden moraller/gaz II. dönem başında serbest piyasa ekonomisi gibi YGS’ye doğru yükselir ve YGS sonuçlarının açıklanmasıyla beraber İstanbul Menkul Kıymetler Borsası gibi dibe vurur:P Dibe vurmayan moraller mayıs gibi ısınan havayla gökyüzüne doğru buharlaşır. Kalanlar dayanabilirse yani bu uzun koşudan bıkkın düşmezler ise sınavda şovunu yapar…

4- Bitti mi? Ne bitecek, asıl şimdi başlıyoruz. Evet, özetle ne demişiz şu ana kadar: HEDEF & SABIR. Şimdi sırada bilgi var. Uğur Mumcu’nun da dediği gibi fikir sahibi olmadan önce bilgi sahibi olmalıyız. Sen her gün 2-3 saat ders çalışırken 15-20 dakika da gitmek istediğin şehri, üniversiteyi ve bölümü araştır. Özellikle yapmak istediğin mesleğin çalışma alanlarını kıç cebinde taşıdığın o çok akıllı aletten bak da öğren! Sonra hakkında hiçbir bilgi sahibi olmadığın şehre, üniversiteye ve bölüme gidip de ışığı görmüş tavşan gibi bakakalma!!!

5- “Facebook’u kapat, kız/erkek arkadaştan ayrıl, sosyal etkinliklerden uzak dur, sadece deli gibi sınava çalış!” demeyeceğim elbette. Tam tersine günlük hayatta seni sen yapan ne varsa yapmaya devam et! Unutma, bu bir sınav ve bu sınavı da insanlar hazırlıyor. İnsanları ve insancıkların (!) yaptığı işleri gözünde büyütme. Çalışman gerektiği kadar ders çalış yeter;)

6- Bu sınavı kafası rahat olanlar kazanır, bunu beynine yerleştir artık. Eğer sen kazanacağına dair hala şüphe içindeysen ders çalışmayı bırak, önce kendini ikna et: Yürekle iste, beyinde bitir. “Zafer zafer benimdir diyebilenin, Başarı başaracağım diye başlayanın ve başarılı oldum diyebilenindir.” Mustafa Kemal

7- Sen bu sınavı kazanıp o bölümden mezun olana kadar ağzı olan konuşacak. Üç maymunu oyna, hedefine odaklan. Özellikle etme cahille muhabbet küstürürsün, silme makatını cam kesiğiyle kestirirsin:D Uzun lafın kısası her ikisi de akıl kârı değil vesselam 🙂

Bakın bugüne kadar bu kulaklar neler duydu:

8- İki yıllıktan bi .ok olmaz! Her kim ki bu cümleyi kuruyorsa emin olun onun tabiriyle iki yıllık ama diplomada yazan tabirle ön lisans mezunu filan değildir. Ona göre iki yıllıktan bir şey olmaz çünkü onun komşusunun oğlu okumuştur ama adam olamamıştır. İyi de kardeşim, o bölümde okuyup işsiz kalan varsa bu bölümün suçu değil ki! Sen niye okula/bölüme .ok atıyorsun. Haa, sen daha iyisini becerebiliyorsan git kendin oku o zaman!

9- Burada ön lisansın reklamını filan yaptığım gibi bir algı oluşmasın lütfen! Lafı dötünden anlayıp adamı şey yapmayın! Biz burada doğru bilinen yanlışlara dikkat çekiyoruz, bilgi kirliliğinin önüne geçmeye çalışıyoruz. Örneğin Gastronomi diye bölüm var ve sizler bu bölümün önünün benim gibi açık olduğunu düşünüyorsunuz. Araştırdınız ettiniz, bir de baktınız tam size göre. Kazan, git ve işini eline al güzel kardeşim! Ama dur… Birileri senin iki yıllık istediğini duyunca hemen vaazlara başlayacak. Arkadaşlar lütfen duruşumuzu bozmayalım ve bu gibi kör cahillerden mümkünse en uzak noktaya gidelim;)

10- Sen ön lisans okurken de ERASMUS Öğrenim/Staj, Work and Travel (kısaca Wat the F.uck), burs, proje, seminer vs. vs. vs. imkânlardan yararlanabilirsin, memur olmak istiyorsan onu da olursun. Memuriyeti filan geç, yatay/dikey geçiş sınavlarıyla diplomanı lisans (dört yıllık) diplomaya tamamlarsın. Dahası açık öğretimden ikinci bir üniversiteyi okuyabilirsin, çift diploma sahibi olabilirsin. Sonuçta fırsatlar köprünün altından akar gider. Ya balıklama atlarsın üstüne ya da arkasından bakar, her baktığında da bahane üretirsin. Sonuçta bahane bedava!!!

Ve son söz: “Bir daha sana kimsenin, bir şey yapamayacağını söylemesine izin verme, benim bile! Bir hayalin varsa, peşini bırakmamalısın, onu korumalısın. İnsanlar kendilerinin yapamadıkları şeyleri senin de yapamayacağını söyler. Bir şeyi istiyorsan peşini bırakma. Git ve al. O kadar.“

The Pursuit of Happyness – Umudunu Kaybetme

Ahmet Hocadan sevgilerle…

 

KAFAYI KULLANMA KILAVUZU IV – DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR” için bir yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir