KAFAYI KULLANMA KILAVUZU IX – ÖĞRENMEYİ ÖĞRENMEK

Yıl olmuş 2018, dünya yapay zekâyı, Mars’a koloni kurmayı, üç boyutlu yazıcıları, drone’larla kargo/paket teslimini, kodlamayı konuşadursun bazı öğrenciler tek bilgi kaynağı olarak sadece öğretmenleri görmekteler. Hemen herkesin cebinde akıllı telefonları varken bilgiye erişim bu kadar kolayken teknolojiyi eğitim/ders/öğrenme/bilgilenme amaçlı kullanmak ya kimsenin aklına gelmiyor ya da işine

Efendim, anlatayım, konuya böyle eleştirel bir giriş yaptıktan sonra. Ben 1997 yılında Anadolu Lisesi sınavıyla Ereğli Anadolu Lisesini kazanmıştım. İlk yıl İngilizce hazırlık vardı. O zaman bilgi kaynağımız kitaplardı. O da hocalarımızda vardı. Sonra da sözlük ve fotokopiler önemliydi. Ders materyali olarak da defterlerimiz kalemlerimiz… Haa, bir de (2000 kuşağı bilmezJ) fihrist kullanmayı çok severdim. Yeni öğrendiğim kelimeleri alfabetik telefon defterine yazıp oradan öğrenmek sistematik kelime öğrenme imkânı sunuyordu. Bu arada CD ile tanışmamız üniversite yıllarını buldu. Öncesinde kasetçalardan “listening” (dinleme) yaptırırdı hocalarımız. Özellikle 2002’de yabancı dil bölümüne geçtikten sonra İngilizce hocamız Yavuz Erdoğan’dan bu kaseti rica edip evde başka bir kasetin üstüne çekmiştim. Bol bol kulaklıkla dinleme yaptığım o zamanlar İngilizce kulak aşinalığına başladığım yıllardı. Ayrıca, TRT’nin her saat başı İngilizce, Almanca ve Fransızca haber özetleri olurdu. Onları da dinlemek keyifliydi.

Tabii böyle anlatınca nostalji gibi geliyor ancak altı üstü 15 sene geçmiş. Bu 15 yılda ne mi değişti? Her şeyden önce tek bilgi kaynağı öğretmen ve kitaplar olmaktan çıktı. İnternetin yaygınlaşmasıyla beraber kitaplar (özellikle ansiklopediler) raflarda tozlanmaya bırakıldı. Haftada bir gidilen kütüphaneler anılarda “ben öğrenciyken…” başlayan cümlelere dönüştü. Zannımca gelişen teknolojiye ayak uyduramayan öğretmenlerse öğrencilerin gözünde saygı ve değer kaybına uğradı. Şimdi ne var? İnternet var, tablet, ipad vs. vs. vs. var. Özellikle o kadar çok uygulama, youtube’da video, binlerce web sitesi… Liste uzar gider. Peki, hakkıyla kullanan var mı? Ne gezer!

Anlatmaya devam edelim. Bir örnek: Öğrenciler ara sıra gelip soruyor: “Hocam, siz nasıl öğrendiniz?” (İngilizce, Almanca vb.) Ben kitaplardan ve sözlüklerden öğrendim. Kitaplardan kastım gramer (dil bilgisi), hikâyeler vs. Tabii yabancı dil bölümünde lise 2 ve 3’te bana emeğini esirgemeyen Necattin Aksoylu, Yavuz Erdoğan, Ufuk Uludağ hocalarıma çok teşekkür ederim. Şimdi şöyle söyleyeyim: Ben İspanyolca öğrenmeye karar verdim. Bodrum’da dil kursu da yok. Ne yaparım?

  1. Ekşi sözlükten bir güzel araştırırım. Oradakilerin tecrübelerinden faydalanırım.
  2. Ekşide çok güzel web sitelerinden bahsediyorlar. Onları kaydedip ne menem bir şeyler inceliyorum.
  3. Youtube’da sadece şunları yazmak yeterli: “Learn Spanish, Spanish Course, Spanish Lesson 1” vb. Yüzlerce video ders çıkıyor. Tek yapmanız gereken sırayla dersleri takip etmek.
  4. Youtube’da sadece video dersler mi var? Hemen İspanyolca bir şarkı adı ve yanına karaoke diye yazdık mı al sana şarkı sözleri.
  5. İspanyolcaya yönelik (diğer derslere ve yabancı dillere olduğu gibi) web siteleri ve uygulamalar, çevrimiçi sözlükler var.
  6. Dizi ve film! Evet, seviyorum lan bu interneti 😉 Tek yapman gereken arama çubuğuna “La Casa de Papel” yazmak. Evde sınırsız internetin varsa yukarıda yazdıklarıma fazladan tek kuruş ödemiyorsun.
  7. Artık bağlayalım sonuca. Ben sadece yabancı dilden örnek verdim ama bu öğrenme stratejisini diğer tüm derslere uygulanabilir. Denemesi bedava! Yeter ki siz içinizdeki merak duygusunu ve öğrenmenin verdiği hazzı canlı tutun. Gerisi gelecektir.

 

Tekrar başa dönecek olursam, tüm bu internet çağının velinimetlerine rağmen ben yine de D’n’R’dan İspanyolca sözlük, konuşma kılavuzu, dil bilgisi kitabı, hikâye ve kelime kartlarına yaklaşık 100 TL ödeyerek satın aldım. Ayrıca evde kullanılmayan defterlerden de dört tanesini İspanyolca için ayırdım:

  1. Dil bilgisi kuralları
  2. Kelime
  3. Şarkı sözleri
  4. Hikâye yazma

Bundan sonra yapacağım planlı programlı şekilde günlük 2 saatimi 6 ay boyunca bu yeni öğreneceğim dile ayırmak. Dizi izle, şarkı dinle, hikâye oku, kelime çıkar, her gün 1 dil bilgisi konusu bitir. İşte buna öğrenmeyi öğrenmek diyorum! Geleneksel öğrenme materyalleriyle günümüz teknolojisini birleştirerek tam ve bireysel öğrenme.

Şimdi aklınıza şu soru gelebilir: “Ahmet hoca iyi güzel anlatıyorsun da nasıl pratik yapacaksın?” Artık anlatmaya gerek yok, biliyorsunuz, bunun için Skype, discord daha bilmem ne kadar site, uygulama vs. var. Tek yapmam gereken İspanyol arkadaşlarımla çevrimiçi görüşme ayarlamak. Şanslıyım ki EVS esnasında edindiğim Kolombiyalı ve İspanyol arkadaşlarım var. Tabii bir dili konuşulduğu ülkede deneyimlemek on numara beş yıldız olur! Kısmetse o da olacak J

En kısa zamanda Kafayı Kullanma Kılavuzu XII – Neden akyolahmet.com yazısıyla sizlerin de aynı şekilde Almancayı öğrenme şansınız olması dileğimle.

Her gün yeni bir şey öğrenin, iyilik yapın ve sevgiyle kalın.

Hayatıma anlam katan dillerin anısına…

Ahmet Hoca 😉

KAFAYI KULLANMA KILAVUZU IX – ÖĞRENMEYİ ÖĞRENMEK” için bir yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir