Kafayı Kullanma Kılavuzu X – Yurt Dışında Eğitim

KAFAYI KULLANMA KILAVUZU X – YURT DIŞINDA EĞİTİM

Öğrencilerimden çoğunlukla gelen sorulardan bir tanesi yurt dışında eğitim. Bu soruya cevap vermeden önce durum analizi yapmakta fayda var:

  1. Türkiye’de üniversite kazanacak ümidiniz yok mu?
  2. İstediğiniz bölüm, yurt dışında bir üniversitede daha iyi bir eğitim mi sunuyor?
  3. Yurt dışında eğitim aldıktan sonra iş hayatına orada mı devam etmek istiyorsunuz?

 

Yurt dışında eğitim ucu çok açık bir ifade. Öğrencinin liseyi bitirmeden bir yıl önce araştırma yapmaya başlaması lazım. Yani lafa değil eyleme geçmek gerekiyor. İnternette her şey var ama önce şu üç noktayı belirlemekte fayda var:

  1. Hangi bölüm?
  2. Hangi üniversite?
  3. Hangi şehir?

            Hemen belirteyim, yurt dışındaki üniversiteler hatta bölümler birbirinden farklı başvuru kabul etmektedir. Sizden illa ki bir lise diploması, üniversiteye giriş sınavı puanı vs. ister. Ancak bunlardan başka eğitim alacağınız bölümün dil seviyesini ispatlayan bir belge de gerekir. İngilizce için en bilinenleri IELTS veya TOEFL iken Almanca için TestDaf veya DHS’dir. Ayrıca üniversite öğrencileri öğrenci vizesi almak zorundadır. Bunun için de toparlanması gereken epey bir evrak mevcuttur. Farklı ülkeler farklı evrak isteyebilir, bu gayet normaldir. Siz hangi ülkeye gidecekseniz o ülkenin sitesinde öğrenci vizesi için gerekli evraklar kısmından öğrenebilirsiniz.  Öğrenci vizesi almak için her şeyden önce yurt dışında bir üniversiteden kabul almak gerekir. Vize alırken ikinci en önemli mesele kalacağınız süre boyunca masraflarınızın karşılanacağını gösteren banka hesap cüzdanınızdır. Konsolosluk sizden örneğin 500 € x 12 = 6000 € gibi bir miktarı hesabınızda görmek isteyecektir.

          Gideceğiniz ülkeyi, şehri, üniversiteyi, bölümü belirlediniz, araştırma yaptınız, evraklarınızı hazırladınız, kabul aldınız, bütçenizi hazırladınız ve öğrenci vizesi aldınız. Gitmeye hazır mısınız? O halde gitmeyin, durun, bekleyin!

Gençler, şöyle ki, yurt dışında üniversite eğitimi ciddi bir emek, maliyet ve uzun bir süreç. Siz bunu göze alıyor musunuz? Gittiniz, başladınız bir yıl devam ettiniz ancak hiçbir şey sizin umduğunuz gibi gitmedi. Yani hayal kırıklığına uğradınız ve geri döndünüz. Paranıza, emeğinize ve zamanınıza yazık oldu, değil mi? Özellikle ailenizin tek yatırımı olan siz tam bir ölü yatırıma dönüştünüz 🙁 Peki buradaki çözüm önerim ne? Yani Ahmet Hoca sizin yerinizde olsa neyi nasıl yapardı? Cevabım çok basit: DENEYİMLEMEK: Bundan kastım, üniversite okumak için yurt dışına gitmeden önce o ülkede belli bir süre bulunurdum. Bunun için sizlerle daha önce paylaştığım Kafayı Kullanma Kılavuzu II – Yurt Dışı Programları yazımdan Au-Pair, , EVS (European Voluntary Service [AGH-Avrupa Gönüllülük Hizmeti]), Uluslararası Gönüllü Kampları (GENÇTUR), Interrail veya akraba ziyareti gibi imkânları hatırlıyorsunuzdur. Zaten pasaport ve vize alacaktınız önceden gidin, gezin ve bir görün. Fikir sahibi olmadan bilgi sahibi olun. Özellikle bir ülke kışım görülmeli! Yazın okul tatil zaten 😉 Siz okula sonbaharda başlayacaksınız. Özellikle Almanya gibi havanın soğuk ve kapalı, yağmurlu veya karlı olduğu kış ayları sizi hayattan soğutabilir, bunalıma sokabilir. Bu açıdan benim tavsiyem EVS veya Au-Pair. Hem 1 yıl boyunca o ülkeyi, havasını, kültürünü tanıyacak hem de o esnada üniversite ve bölümlerle ilgili bilgi toplayabileceksiniz. EVS’te sizin konaklama, sağlık sigortası, ulaşım, dil kursu gibi masraflarınız karşılandığı için kafanız rahat olacak; araştırma yapacak zaman bulacaksınız. Neyse, ben bu stırları böyle yazarken ve sizler okurken kolay gelebilir ama emek olmadan yemek olmaz arkadaşlar. Hem yurt dışında sadece bir dönem eğitim almama rağmen Türkiye’yle kıyasladığımda çok zorlandığımı belirteyim. Özellikle Almanya’da Üniversite Kassel’de yabancı dil olarak Almanca yüksek lisans sınıfında öğretmenin değil öğrencinin perfomansı önemliydi. Yani ezberle geç ya da salla başı al notu sistemi yoktu. Siz bunu şimdiden bilin. Bu açıdan Türkiye’de üniversite kazanmak ve hele hele okuyup bitirmek daha kolay.

Peki yurt dışında üniversite okuyup bitirdiniz ve ülkeye döndünüz. İşverenler hemen sizi şirketlerine davet edip şu kadar maaş, şu koşullar diyecekler mi? Hiç sanmıyorum çünkü şirketler diplomaya değil tecrübeye bakar. İş tecrübeniz yoksa size asgari ücret bile teklif ederler çünkü bu ülkenin en büyük sorunu üniversite mezunu genç işsizler ordusu (her ne kadar haberler asla bu konuya değinmeseler de maalesef gerçek bu). Sonuçta insan yurt dışına eğitime gitmeden önce bir hedefi olmalı değil mi? Örneğin Almanya’da makine mühendisliği okuduktan sonda Volkswagen fabrikasında makine mühendisi olarak işe gireceğim gibi.

Bir de geri kültür şoku var ki akıllara zarar. Gittiğiniz ülkeye o kadar alışıyorsunuz ki geri döndüğünüzde Türkiye sizde soğuk duş etkisi yaratacaktır. Aman diyim aklınıza mukayyet olun. Ben kendimi derslere verdim de akıl sağlığımı korudum:D Şimdi bana şunu diyebilirsiniz: Hocam, geçen sene bir arkadaşım okul bittikten ve üniversite sınavına girdikten sonra Ukrayna’da bir üniversiteye başladı. Aman ne büyük başarı :/ Arkadaşlarına Ukrayna veya Gürcistan’da fark etmez başarılar diliyorum. Sen o kadar parayı danışman şirketlere veya özel (paralı) üniversiteye vereceğine lisede kendine yatırım yapsaydın Türkiye’de iyi bir devlet üniversitesinde iyi bir bölüme girerdin. Can simidi olarak abuk sabuk şirketlerin uyduruk üniversitelerine değil. Siz hiç Humbolt, Harvard, Oxford veya Cambridge gibi üniversitelerin danışman şirketleri aracılığıyla müşteri (pardon öğrenci) diyecektim, gördünüz mü? Göremezsiniz çünkü su içmek isteyen eşek derenin ayağına gider çünkü dere eşeğin ayağına gelmez.

Konunun sonuna gelecek olursak ekonomik olarak Türkiye’nin gerisinde olan ülkelerde üniversite okumanızı tavsiye etmem. Her şeyden önce üniversite okuduğunuz ülkede kalmak ve iş hayatına orada atılmak istiyorsanız o ülkede işsizlik sorunu olmamalı, değil mi? Ben olsam Amerika, Kanada, İngiltere veya Almanya gibi ülkeleri tercih ederdim. Kıbrıs, Gürcistan, Balkan ülkeleri düşünmezdim. Bu noktada şu noktayla tavsiyelerimizi özetleyelim:

  1. Araştır, oku, bilgilen, öğren.
  2. Dil sorununu bir an önce hallet. (Kafayı kullanma Kılavızı III – Kendi Kendine İngilizce Öğren)
  3. Eğitime gitmeden önce deneyimle.

Yine şeytanın avukatlığını yaptığımız ve kral çıplak dediğimiz bir yazı oldu. Gerçekleri size olduğu gibi aktarmaya çalıştığım ve tecrübelerimi paylaştığım kafayı kullanma kılavuzları devam edecek. Sonuçta kendinizi geliştirdiğiniz, ana dilinize ve yabancı dilinize önem verdiğiniz, mesleğinizle ilgili her şeyi bildiğiniz ve sürekli kendinizi güncellediğiniz sürece iş gelip sizi bulacaktır. Eğitimin özelleştirilmediği, öğrencinin müşteri değil öğrenci, eğitim kurumlarının ticarethane değil, okul olarak görüleceği bir dünyada yaşamak dileğiyle.

 

Ahmet AKYOL

 

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir