KAFAYI KULLANMA KILAVUZU XII – NEDEN ahmetakyol.com?

Merhaba!

Epey bekledim bu yazıyı kaleme almak için. Baktım, beklemekle olmuyor, göbeğinden dalayım dedim.

Efendim, özrümüzü diledikten sonra konuya girelim. 19 Eylül 2014’te atandım hâlen görev yapmakta olduğum okulumuza. Geldiğimde kendime üç hedef koymuştum:

  1. Okul gezileri
  2. Erasmus projesi
  3. Websitesi

Son dört yıldır ders için hazırladığım videoları, sunumları, çalışma kağıtlarını ve okuma metinlerini internet üzerinden paylaşarak öğrencilerin ve Almanca öğrenmek isteyenlerin kullanımına sunmaktı niyetim.

İlk başta teknik bilgim yetersizdi, bu konuda gerekli desteği öğrencim Laçin Alp Yeni’den alarak 2018 yazında başlayayım artık dedim. Ve Mevlana’nın da dediği gibi “Yolu yürümeye başladığınızda, yol size görünür.” Her şeyden önce, lise 1,2,3, ve 4 konularını her yıla 20 ünite denk gelecek şekilde hazırladım ve her konuyu önce word formatında, sonra video, daha sonra sunum ve son olarak çalışma kağıdı ve okuma metni şeklinde yükledim. İnternet çağında öğrencinin veya Almanca öğrenmek isteyen birisinin, ben okula gelmedim, hastaydım, kitabım yoktu, kitabımı kaybettim, bulunduğum şehirde kurs yok, işten dolayı zaman bulamıyorum, özel ders alacak param yok, Almanya’da akrabam yok vs. gibi sonu gelmez bahanelerini ortadan kaldırmak istedim. Bunu başarıp başaramadığımı henüz bilmiyorum ancak elimden geleni yapmaya devam ediyorum.

Öğrencilerimden bazıları ders anlatım videoları hazırlamamı istedi. Maalesef şu anki yoğunluğumdan dolayı bu henüz çok mümkün değil ama ileride neden olmasın? Halihazırda youtube mecrasında bu işe benden çok önce başlamış Türk veya Alman hocalar var. Benim amacım bireysel öğrenme ortamı sağlamak. Öğrenci önce youtube kanalımızdan konu videosunu izlesin (dikkat çekme) ve kavramlardan haberdar olsun. Sonrasında sunumundan konuyu çalışsın (giriş) , akabinde de konuyu deftere yazsın (gelişme). Sonra da okuma metnini okuyarak ve deftere yazarak tekrar yapsın (sonuç). Peki bunlar yeter mi? Bence hiç de yetmez. İnternet ve youtube bu konuda açık büfe gibi: sınırsız seçenek var. Youtube’da Almanyada’ki günlük hayatı ve kültürü de öğrenebileceğiniz epey kanal var:

  1. Nicos Weg.
  2. Mein Weg nach Deutschland
  3. Jojo sucht gesucht.
  4. Easy German
  5. Deutsche Welle
  6. Deutsch Extra
  7. Get Germanized
  8. Learn German with Ania
  9. Ich heiße Sherin
  10. Deutsch für Euch

Kitaplardan konuşmayı öğrenen gördünüz mü? Ben ne anadilini ne de herhangi bir yabancı dili ders kitabında yada dilbilgisi kitabından öğrenen kimseyi görmedim. Konuşmayı dinleyerek öğreniriz. Halk arasında “tat” diye tabir ettiğimiz insanların asıl engellerinin duyma olduğunun altını çizelim. Kulaklarımız sesleri duyup beynimiz algılamıyorsa ses üretme yetimiz gelişmiyor. Bu durum sadece duyma engeli olan insanlarda değil doğumundan sonra ormana vs. terkedilen insanlarda da (Amala ve Kamala) geçerli. Biraz google taraması yaparsanız herhangi bir hayvan tarafından vs. büyütülen birinin ileriki yaşlarda konuşmayı öğrenmesi çok ama çok zordur, kritik evreyi geçmiştir ve normal konuşma becerisi sergilemesi beklenemez. Öğrendiğiniz dil hangisi olursa olsun açın youtube’dan o dille ilgili sesli kitap, kısa hikaye, şarkı, vs dinleyin, film, dizi izleyin ve haberlere bakın. Youtube’daki Almanca kanallarını izlerken durdurun ve sesleri, kelimeleri, ifadeleri ve cümleleri taklit edin (anadilimizi annemizden öğrendiğimiz gibi) İlk başta bir şey anlamasanız da her gün bir konu çalışmaya, hikaye okumaya, yeni kelimeler öğrenmeye ve öğrendiklerinizi günlük hayatta kullanmaya devam ederek kabınızı önce doldurduğunuzu, sonrasında taştığını göreceksiniz. Taştığı gün de konuşmaya hazırsınız demektir.

İşin bilişsel kısmını bir tarafa bırakarak sitemize ve youtube kanalımıza dönelim. Sitemiz ilk bakışta kimine göre basit  kimine göre karmaşık, youtubedaki videolarsa amatör gelebilir. Bunu kabul ediyorum, ancak bu işte çok iddialı olduğumu söyleyemem, sadece ve sadece elimden gelenin en iyisini yapmaya çalıştığımı söyleyebilirim. İnanın hem websitesini yaparken hem de youtube’a video koyarken çok ama çok şey öğrendim, daha da öğrenmeye de devam ediyorum.  Ve öğrendiklerimi paylaştıkça daha da çoğalacağına inanıyorum. İyi ki dilciyim! İyi ki internet var!

Şimdi öğrenciden veya meslektaşlarımından şu soru gelebilir: “Madem bu kadar uğraştın, öğrenci Almancayı neden dört yılda öğrenemiyor ya da dört yılda konuşamıyor?” (Öğrenci sanki ilkokuldan birden beri Türkçe ve İngilizce gördüğü halde Türkçeyi ve İngilizceyi yazıp konuşabiliyor mu?) Cevabı çok basit: Öğrenci benim kadar uğraşmıyor! Haftada sadece 80 dakika derslere girerek herhangi bir yabanı dili öğrenebileceğini düşünen varsa önce kendisi öğrensin sonra da bir zahmet bana öğretsin. Bir konuda başarılı olmak istiyorsanız ortaya emeğinizi koymak zorundasınız. Ve ne zaman ki öğrenme ortamını okuldan eve taşırsınız ve bireysel çabanızla bir şeyler üretirsiniz işte o zaman öğrenmeye başlarsınız. Yoksa bilgi çip değil ki takasın. Öğrenme tamamen bireysel bir olgudur, öğretmen ise bu yolda bir rehberdir. Bir dili öğrenip konuşmanın okulla filan alakası yok. Okuma yazması olmayanın anadilini konuşması veya okula bile gitmeyen birinin herhangi bir yabancı dili konuşması örneğinde olduğu gibi. Konuya yavaştan nokta koymaya gelirsek sahip olamadıklarınıza odaklanıp ve kendi sorumsuzluğunuzu ve tembelliğinizi başkalarına atmak yerine bir an önce sahip olduklarınıza odaklanın ve şartlar ne olursa olsun elinizden gelenin en iyisini yapmaya çalışın. Çünkü başarıda bahaneler yoktur, çözümler vardır.

Bu kadar laftan sonra “Ben öğreneceğim artık İngilizce veya Almanca” diyen varsa sitemiz ve kanalımız (abone olun ve paylaşın lütfen) her zaman açık. Her gün yeni bir şey öğrenmeniz, birisine iyilik yapmanız ve kendinize değer katmanız dileğimle.

Ahmet Hocanız…

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir