KAFAYI KULLANMA KILAVUZU XIII – Nasıl Başarısız Olunur?

Herkese merhaba!

Yazımızın başlığını yanlış okumadınız: Nasıl başarısız olunur? Bu yazıda size etrafımdaki insanların veya öğrencilerin başarısız olmaları başarılarını anlatacağım:

Konuya geçen haftaki veli toplantısına değinerek başlayayım. Görüştüğüm velilerle veya şahit olduğum kadarıyla şu kadarını söyleyebilirim ki tüm veliler veya bir çoğu çocuklarının tıp fakültesi kazanıp doktor; hukuk fakültesi kazanıp avukat, savcı, hakim; mimarlık fakültesi kazanıp mimar; mühendislik fakültesi kazanıp mühendis olmalarını istiyorlar. İstemek en doğal hakları, istesinler tabii! Kim istemez evladının avukat, doktor, mühendis veya mimar olmasını, değil mi?

Peki bu mümkün mü? Üniversiteden mezun olan gençlerin hepsinin belli başlı mesleklere sahip olması mantığa sığar mı? Ya da soruyu değiştirerek şöyle sorayım: Veliler çocuklarının başka mesleklere yönelmelerini neden istemiyorlar? Örneğin anne babalar, çocuğunun aşçı, oto tamircisi, marangoz, terzi, boyacı, çoban veya çiftçi olmasını niye istemez? Bu saydığım ve daha da sayabileceğim benzer mesleklerin toplumda yeri mi yok, bu meslek erbapları evine ekmek götüremiyor mu veyahut bu işleri yapan insanlar mutsuz mu? Bölüm, okul, meslek seçiminde başarısız olmak için en genel sebeplerden biri kartvizitteki unvana bakarak çocuğumuzu belki de asla mutlu olamayacağı yanlış bir tercihe yönledirmek. Öğrencinin ilgi, merak ve yeteneği dikkate alınmadan sırf akademik başarılarına bakarak veya ismi “cool“ geldiği için yapılan mesleki rehberlikler kişinin ileride mesleğinden aldığı tatmini yerine tatminsizliğe haliyle mutsuzluğa bırakıyor. Kendileri üniversiteye gidemediği için çocuklarını zorla okula gönderen ebeveynler olduğu gibi avukat, doktor, mimar, mühendislik hayalini gerçekleştiremeyenlerin içlerinde kalan ukdeyi kendi çocuklarına dayatmalarıdır başarısızlık.

Mevcut eğitim sistemimiz, çocuk yetiştirme tarzımız ve ülkemizdeki kültür ekosistemi kişinin kendini keşfetmesine, ilgi ve meraklı olduğu alanda ilerlemesine ve maalesef yetenekli olduğu alanda kendini gerçekleştirmesine çok da imkan tanımıyor. Herhangi bir spor veya sanat dalında yeteneği olan bir gencin hayali üniversitede mimarlık kazanmak veya KPSS’den aldığı puanla memur olarak atanmak olabilir mi? Bu genç, mimar veya memur olabilir ancak mutlu olabilir mi?

Olaya kendi mesleğimden örnek vereyim. Sırf haftasonları izin var diye, yazın iki ay tatil oluyor diye, kadın mesleği diye (o da demek oluyorsa), maaşın her ayın on beşinde yatıyor diye öğretmen olduysanız 40 dakikalık bir ders size cehennem azabı gibi gelebilir. Öğrencilerinizi sevmeyebileceğiniz gibi onlar da sizi sevmez. Derse asık suratlı girerek ne öğrencilerinizden bir şey öğrenirsiniz ne de öğrencileriniz sizden bir şeyler öğrenir! Yani yapmakta olduğunuz işi sokaktan geçen herhangi biri de yapabilir:D:D:D Çünkü her işin güzellikleri olduğu gibi zorlukları da vardır. Öğretmenlik mesleği açısından bakarsan sabır en önemli gerekliliktir. Tabii ondan önce eğitim fakültesi mezunu birinin (öğretmen adayının diyelim) atanması gerekir. İşte bu da size nasıl başarısız olunurun başka bir cevabıdır. Tüm olay eğer üniversiteye gittiyseniz mezun olduktan sonra alanınızla ilgili iş bulup evinize ekmek götürmektir. Eğer bunu gerçekleştiremeyecekseniz Harvard’tan mezun olmasınız ne fayda? Bu açıdan bazı meslek dalları size cazip gelmese de sizler bu alanlarda gelecekte iş bulup para kazancaksanız bu meslekleri tercih edin. “Hocam, bu meslekler nedir?” diye soracaksanız bu konuda internette yeterli bilgi bulabileceğinizi söyleyebilirim. Yine de birkaç örnek vermek gerekirse yaşlı bakımı, sosyal hizmetler, lojistik, alternatif enerji sistemleri, raylı sistemler, sivil havacılık vs. diye liste uzar gider. Peki “Hocam, siz değil miydiniz herkesin gittiği yol, yol değildir, sen var kendi yoluna git” diyen. Evet, bendim ve hâlâ bu sözümün arkasındayım. Konuyu biraz açmam gerekirse şöyle; Toplumun çoğunluğunun yaptığı şeyin doğru olmayacağı gibi azınlıkta kalanların yaptıklarının da yanlış olması söz konusu değildir. Yani bir meslek sahibi olmak veya para kazanmak için illa ki önce liseyi bitir, sonra üniversite sınavını kazan, sonra üniversiteyi bitir, sonra memurluk için KPSS’ye gir, sonra atama bekle. Atanamazsan akademisyenlik için şansını zorla, o da olmazsa son çare olarak özel sektöre kapak at. Başta tecrübesiz (herhangi bir iş deneyimin olmadığı için) olduğun için bedavaya çalış. Alın terin ve bilginle yükselmek yerine entrika çevirerek ve yalakalık yaparak bir yerlere ulaşmaya çalış. İşte size nasıl başarısız olunurun başka bir cevabı daha.

Günümüzdeki öğrenci seçme ve yerleştirme sistemine göre sınırlı sayıdaki kontenjana belli sayıda öğrenci yerleşecek. Yani benim başarım senin veya bir başkasının başarısızlığına veya başkasının başarısı benim başarısızlığıma bağlı. Peki ne yapmalıyız da bu durumun üstesinden gelmeliyiz? Cevabı basit: çoğunluğun yaptığının tersini yaparak yani millet Mersin’e giderken biz tersine gideceğiz. Üniversiteye filan gitmeden önce daha lisedeyken niteliklerimize yatırım yapmaya ve becerilerimizi geliştirmeye bakacağız. Okuldaki çoktan seçmeli sınavlarda beş şık olabilir ancak hayatta bir şeyleri başarmanın birden fazla alternatifi mümkündür. Ben, Bodrum’daki öğrencilerime amatör denizci belgesi ve gemi adamı ehliyeti almalarını, halk eğitim merkezindeki aşçılık vs. gibi meslek kurslarına gitmelerini tavsiye ediyorum. Kısacası herkes üniversiteye gidecek diye bir kural yok! Zaten halihazırdaki rakamlar bunun mümkün olmadığını bize gösteriyor ama biz kabul etmek istemiyoruz (2018 YKS’de baraj altında kalan öğrenci sayısı: 960.856) İşte size başarısızlığın başka bir cevabı. Sonuçta herhangi bir okula dahi gitmeden açık öğretimden lise veya üniversite okurken belli bir iş alanına yönelerek o alanda gerekli bilgi, belge ve tecrübeyi biriktirerek kendinizi hayata hazırlayabilirsiniz. Hangi mesleği yaparsanız yapın şu birkaç özelliğiniz sayesinde mesleğinizde değer görürsünüz:

  1. Sorun Çözme Becerisi: Okuldaki kırık kapının önünden her gün 500 kişi geçiyor ancak sorunu çözmek için sadece müdür yardımcımız Mustafa Çınar harekete geçiyor. Halbuki kırık kapıyı tamir etmek onun sorumluluğu değil. “Banane” deyip sorunu görmezden geleceği gibi “Ben müdür yardımcısıyım, kapı tamircisi değilim” diyerek ego kasarak kapıyı tamir de etmeyebilir. O ama o kapıyı tamir ediyor, edebiliyor.
  2. Beceri: Bir işte, hangi iş olduğu önemli değil, becerikli iseniz hem yükselirsiniz hem de piyasada aranan kişi olursunuz. Köydeki akrabalarıma hayranım: ziraat mühendisi değil ama çiftçilik yapıyor, veteriner değil ama hayvan bakıyor, inşaat mühendisi veya mimar değil ama evini yapıyor, terzi değil ama yırtığını dikiyor, işletmeci değil ama ticaretini yapıyor. Yani nitelik çok, diploma yok:D:D:D Diploma gerekliliktir ama bilgi ve nitelik önemlidir. Nasıl ki polis bizi durdurduğunda ehliyet soruyorsa diplomanın böyle durumlarda önemli olduğu doğru ancak arabayı ehliyet değil ben sürerim yani benim bilgi, becerim ve tecrübem. Öğretmenlikte de atanmak için diploma gereklidir ancak Almancayı veya İngilizceyi diploma öğretmez; ben (benim bu alandaki bilgim, becerim ve tecrübem) öğretirim. Sadece diploma sahibi olarak iş bulurum diyorsan işte başarısız olman için başka bir sebep daha.
  3. Ekip Çalışması: Sizden farklı olanlarla yani düşünce, fikir, görüş veya geçmişe sahip insanlarla çalışabilme. Herhangi bir firmada, işletmede, kurumda size tamamen zıt görüşte insanlarla bir araya gelerek ortak iş yapma, birlikte hareket etme ihtimalinizin çok yüksek olduğunu unutmayın. Bu yüzden ne kadar erken iş hayatıyla tanışır ve ne kadar çok insan biriktirirseniz ileride o kadar çok iş bulma şansınız artar. Belki de ihtiyacınız olan bir diplomadan fazlasıdır. Bir insan, bir tanıdık, bir dost size yeni iş imkanları açacaktır. İşte bu yüzden her yaz tatili dönüşünde öğrencilere yazın ne iş yaptıklarını sorarım. Sonuçta okul fragmandır, iş hayatı filmdir. Siz asıl filme hazırlık yapın. Uzun lafın kısası, iş hayatında yükselmek ve iyi para kazanmak istiyorsanız 1. İyi ve dürüst bir insan olacaksınız. 2. İşleri iyi ve doğru yapacaksınız.

Okullardaki müfredatı değiştirme şansım olsaydı öncelikle şu yetkinliklerin öğrencilere kazandırılmasını isterdim:

  1. Zaman yönetimi
  2. Finans (para) yönetimi
  3. İnsan (kaynak) yönetimi
  4. Sorun çözme becerisi
  5. İş ahlakı ve dürüstlük
  6. Ekip çalışması
  7. İyilik
  8. Sevgi
  9. Gönüllülük (Sosyal sorumluluk)
  10. Kariyer yönetimi

Bir sonraki Kafayı Kullanma Kılavuzu XIV’te Zaman ve Finans Nasıl Yönetilir yazımda buluşmak üzere.

Tribündeki seyirci değil sahadaki oyuncu, otobüsün yolcusu değil şoförü, filmin seyircisi değil yönetmeni olduğunuz bir hayat yaşamanız dileğimle.

Ahmet Hocanız…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir