KAFAYI KULLANMA KILAVUZU XV – Üniversite, Bölüm ve Meslek Seçimi

Merhabalar,

En son yazdığım kafayı kullanma kılavuzu – Zaman ve Para yönetiminden sonra yaklaşık 6 hafta geçmiş. Bu süreçte yok.atlas’da epey vakit geçirdim ve sırasıyla sayısal, eşit ağırlık, dil, sözel, ve TYT puanı ile girilecek alandaki meslekleri ve devlet, vakıf, Kıbrıs, yabancı üniversite listelerini çıkardım. Yeterince veri elde edince sıra yorumlamaya geldi.

Bu yazımız biraz da tercih döneminde 1-2 haftalık zaman dilimine sıkışmadan önce bilgi sonra fikir sahibi olabilmeniz için hazırlandı. Umarım doğru tercih yapmanızda ve sonrasında tercihinizden mutlu olmanızda fayda sağlar.

Evet, konuya giriş yaptığımıza göre üç alt başlık oluşturup anlatacaklarımızı sınıflandıralım:

  1. Hangi üniversite, hangi bölüm, hangi meslek tercih edilmeli?
  2. Sevdiğin işi mi yapmalı yoksa yaptığın işi mi sevmeli?
  3. Türkiye’de işsizlik mi var yoksa kalifiye eleman eksikliği mi?

Hangi üniversite, hangi bölüm, hangi meslek tercih edilmeli?

Türkiye’de benim en çok takıldığım ve beni üzen konuların başında isim karmaşası gelmektedir. Şimdi birkaç örnek vereceğim ama tercih dönemi sıpasını kaybetmiş eşek moduna girmeden önce öğrencilerin şimdiden araştırmalarını tavsiye edeceğim birkaç nokta var: A) İkinci öğretim, B) Vakıf üniversitesi ile devlet üniversitesi farkı, C) Yatay ve dikey geçiş, D) İkinci Üniversite (Açık öğretim fakültesinden), E) Eğitim fakültesi ile fen-edebiyat fakültesi arasındaki farklar. Bu maddeler hakkında gerek Youtube’da gerek internette detaylı bilgi olduğundan bunları açıklayarak zaman kaybetmeyelim. Her tercih dönemi sağ olsun arayıp soran fikir ve yardım alan öğrencilerimiz oluyor. Ben de elimden geldiğince onların üniversite sonrası durumlarını takip etmeye çalışıyorum. Bölümlerinden, üniversitelerinden ve öğrenim gördükleri şehirlerden memnun olup olmadıklarını öğrenmeye çalışıyorum. Böylece onların deneyimlerinden faydalanarak diğer öğrencilere yararlı olmaya çalışıyorum. Gelelim yokatlas’taki istatistiklere: sayısal alanda yer alan toplam  149 bölüm var. En fazla seçenek burada. İyi, güzel ancak tercih yapan öğrencinin dikkatini çekmek istediğim nokta şurası: yokatlası’ı açıp arama motoruna örneğin matematik yazdığınız takdirde karşınıza Matematik (Fen Fakültesi); Matematik öğretmenliği & İlköğretim Matematik Öğretmenliği (Eğitim Fakültesi) ve Matematik Mühendisliği (Kimya-Metaruluji Fakültesi); Matematik-Bilgisayar (Fen-Edebiyat Fakültesi) gibi bölümler çıkacak. Yeterince dikkatli olmaz ve bu bölümler ve fakülteler arasındaki farkları bilmezseniz bölüme başladıktan sonra hayal kırıklığına uğrayıp bir yılınızı feda ettikten sonra yeniden sınava hazırlanmakla uğraşırsınız. Başka bir örnek daha: orman mühendisliği diye bir bölüm var, bir de orman endüstri mühendisliği diye başka bir bölüm var. Bunlara ek olarak ağaç işleri endüstri mühendisliği var. Tabii bir de endüstri mühendisliği diye başlı başına başka bir bölüm daha var. Sayısalda gerçekten şu bölüm geleceğe insan yetiştiriyor diyebileceğim bir tek dijital oyun tasarımı vardı. Eşit ağırlıkta 104 tane bölüm var. Birkaç örnek verelim: Uluslararası Ticaret diye bir bölüm var. Tamam, bunu anladık. Bir de şu var: Uluslararası İşletmecilik ve Ticaret. Pekala, bunu da anladık. Peki şuna demeli: Uluslararası Finans, Uluslararası Lojistik Yönetimi ve Ticaret, Uluslararası Ticaret ve Lojistik. Yahu bu isimlere karar veren yetkililerin kafası mı güzel ne? İnsan aynı içeriğe farklı farklı isimler uydurur mu? Bu bölümlerin tamamına uluslararası ticaret/finans veya uluslararası lojistik de olsun bitsin gitsin. Öğrenci farklı bir şey sanıp gidiyor, sonra da umduğumu bulamadım diyor. Şimdi sevgili gençler ve değerli veliler. Size çok gizli bir sır vereceğim: Adına tüm dünyanın “İNTERNET” dediği bir şey icat edildi. Google’ı açıp sırasıyla biraz önce ismini verdiğim bölümlerin müfredatlarına bakmanızı tavsiye ediyorum. Ben tek tek baktım ve aralarında hemen hemen hiçbir fark olmadığını gördüm. Tercih dönemi yapmanız gereken şeylerden birisi bu olmalı, yani tercih ettiğin bölümün derslerine bakarak emin olmak. Tabii bu isim karmaşasının kurbanı sizlersiniz. Her ilde ve neredeyse hemen her ilçede üniversite ve fakülte açarak eğitimin ne kalitesi artar ne de ülkenin gelişmişlik seviyesi. Yahu, tek tek tüm bölümlere erinmeden baktım, özelikle son zamanlarda açılan üniversitelerin kontenjanları dolmamış!!! Şöyle hayal edin: Elinizdeki puanla tercih yaptınız ve bir yere yerleştiniz. Eylülde kayıt yaptırdıktan sonra eğitim-öğretim hayatınız başlıyor ve sınıfınıza gidiyorsunuz. O da ne! Sınıfın yarısı yok! Başka bir açıdan bakacak olursak tercih yaptığı halde açıkta kalan binlerce öğrenci var. Sizce de burada bir yanlış yok mu? Ne ben ne de sizler bu mevcut durumu değiştirecek halde değiliz. Ben size kral çıplak diyorum, siz de önlemlerinizi alarak ona göre hareket edecek, kararlarınızı bu gerçeğe göre vereceksiniz. Dilden tercih edeceklerin bölüm sayısı 48. En az kafa karıştırıcı bölümler bizde;) Bu açıdan şanslıyız dilciler. Öğretmenlik ve dil edebiyatı farkını bilin yeter. Gelelim sözele: Sözel alandan tercih yapacaklar 67 seçeneğe sahip olmakla birlikte bu listeyi oluştururken işte bu diyebileceğim bölümleri görünce gözlerim doldu: Animasyon ve oyun tasarımı, çizgi film ve animasyon, sinema ve dijital medya. Niye gözlerim doldu? Üniversite sizi geleceğe değil de geçmişe hazırlıyor da ondan. Gözünüzde çok büyüttüğünüz, sınavı sizi strese sokan kazananla kaybedenin gladyatör savaşlarına döndüğü bu yüksek eğitim kurumunda öğreneceğiniz hiçbir şey yeni değil. Sözelden de kafa bulandıran bölümlere birkaç örnek verelim ve akabinde TYT’ye geçerek bu alt başlığı kapatalım. Radyo, televizyon ve sinema. Benzeri: Sinema ve televizyon. Bunlardan başka sinema ve dijital medya. TYT’den tercih edebileceğiniz bölüm sayısı 228! Doğal olarak en fazla isim karmaşasının yaşandığı klasmanda burası. Buyurun siz kendiniz değerlendirin: Tarım, tarım makineleri, tarımsal işletmecilik, tarımsal ürünler muhafaza ve depolama teknolojisi, tarla bitkileri. Başka örnek: Gastronomi, gastronomi ve mutfak sanatları. Fotoğraf, fotoğrafçılık ve video, fotoğrafçılık ve kameramanlık. Turizm işletmeciliği, turizm ve otel işletmeciliği, turizm ve otelcilik, seyahat işletmeciliği ve turizm rehberliği, turizm rehberliği. Bir başka örnek daha: Bilgisayar operatörlüğü, bilgisayar programcılığı, bilgisayar teknolojisi, bilgisayar destekli tasarım ve animasyon. Yeter içim baydı ya 😀 😀 😀 Liste uzar gider…

 Sevdiğin işi mi yapmalı yoksa yaptığın işi mi sevmeli?

Karadeniz’de bir laf vardır: ya sevdiğin kızı alacaksın ya da aldığın kızı seveceksin:) Valla sanırım meslek seçmek de bunun gibi. Son zamanlarda hobini meslek edinirsen mutlu olursun lafını çok duyar olduk. Ancak her hobi meslek edinmeye uygun olmayacağı gibi her meslek de hobi olarak icra edilmeye uygun değildir. Araba sürmeyi çok seviyorsun diye taksici olup mutlu olmayı düşünüyorsan başka tabii:) Sonuçta emek ve zaman harcayarak günümüzün büyük bir kısmını geçirdiğimiz bir işimizi her zaman güle oynaya yapacak değiliz. Burada gerçekçi olmakta fayda var gençler. Şöyle ki spor hobi olabilir ancak her spor yapan lisanslı birer sporcu olacak ve hayatını spordan kazanacak diye bir kural yok. Her şeyden önce bu reel değil ancak hayal olur. Ya da müziği seviyorsun diye illa hayatını müzisyen olarak kazanacak değilsin. Veya yazmayı çok seviyorsun ve yazar olup hayatını yazarlıktan kazanmayı hayal ediyorsun. Hayallerin gerçekleşmezse hayal kırıklığına uğrayacaksın. İyisi mi sen hobi olarak spor yap, müzik dinle, sanatla ilgilen ve yaz. Gerçekten her bireyin hobilere ihtiyacı olduğunu ve özellikle bölüm seçerken kendimizi tanımak adına hobilerimize ihtiyacımız olduğuna inanıyorum. Ama benim asıl dikkat çekmek istediğim nokta şu: Hayvanları sevmek başka veteriner olmak başka bir şeydir. Hayvanları seviyorsun diye gidip veteriner olursan bir ineğin doğumu nasıl olur önceden internetten izlemeni ve kendini o doğumu yaptıran veterinerin yerine koymanı tavsiye ederim:) Yine sizlerden bir örnek vereyim: Bilgisayarda oyun oynamak çağımızın en büyük hobilerinden biri oldu. Bilgisayarda oyun oynamakla oyun tasarlamak arasında farklar olduğunu biliyorum. Birini eğlence ve zaman geçirme amacı olarak görürken diğeri kişinin hayatını kazandığı, zaman, emek ve gerektiğinde o seviyeye gelebilmek adına para ve sağlığını harcadığı bir iş. Yaşlı bakım hizmetleri diye bir bölüm var. Bu bölüme sırf ben yaşlı insanları seviyorum diye gelirsen emin ol ileride epey bir zorlanacaksın. Yani bir şeyi sevmek başka o şeyden hayatını kazanarak evine ekmek götürmek başka bir şeydir. Konuya bir de şu açıdan bakalım: Tersinden bakacak olursak toplum hayatının devamı için çalışan ancak günlük hayatta kendilerini görmediğimiz belki de bizlere göre popüler olmayan işleri yapan insanlar mesleklerinden ve işlerinden mutlu olamayacaklar mı? Birkaç örnekle durumu daha iyi izah edeyim: Her sabah uyandığımızda kahvaltı soframızda hazır gördüğümüz ekmeği yapan fırıncılar her gece bizler o ekmeği yiyebilelim diye biz uykudayken sabaha kadar ayakta çalışıyor. Herhalde sabaha kadar ayakta kalkmak için can atmıyorlardır. Ya da emniyette ve orduda görev yapan güvenlik personeli sabaha kadar nöbet tutuyorlar. Belki şu ana kadar içinizde ne sabaha kadar uykusuz kalmış ne de sekiz, on iki saat olduğunuz yerde ayakta bekleyeniniz olmuştur. Kısacası hobimden meslek yapıp para kazanacağım diye kasma, yapması zor olan mesleklerle de mutlu olup hayatını devam ettireceğini unutma. Bu durumda ne yapmalı? Değerlerimiz olmalı ve dünyanın neresinde olursak olalım ve hangi mesleği, işi yaparsak yapalım değerlerimiz oldukça hem yaptığımız işi en iyi yapmaya çalışan oluruz, hem başarılı oluruz, hem para kazanırız hem de mesleki doyuma ulaşırız. Değerler insandan insana değişebilir ancak evrensel değerlerden bahsedecek olursan kendimize ilk değer olarak “iyi bir insan” olmayı koyabiliriz. Mesleğinde alın terinle terfi alıp yükselmek istersen de yeniliklere, değişime, geri bildirime (eleştiri diyemiyorum çünkü toplumda olumsuz algılanıyor) ve açık ol. Empati. Hizmet verdiğin kişinin yerine her zaman kendini koy. Örneğin, doktorsan kendini hastanın yerine koy. Sen nasıl bir doktordan hizmet almak isterdin. Ya da öğretmen olsaydın öğrencine o dersi nasıl öğretmek isterdin? Ya da bir devlet dairesinde memur olsan vatandaşa nasıl hizmet verirdin? Ya da inşaat mühendisi veya müteahhitsen senin yaptığın evde insanlar gönül rahatlığıyla oturabiliyorlar mı? Yoksa bir deprem olursa ev başımıza yıkılır korkusu içindeler mi? Kısacası o evde sen otursaydın nasıl bir evde oturmayı isterdin? Bir restoranda aşçı olarak çalışsan yaptığın yemeklerin hijyeni konusunda şüphe içinde mi olurdun yoksa güven içinde mi?

Türkiye’de işsizlik mi var yoksa iş beğenmemezlik mi?

Gerçekten çok hassas bir konu: cevabı hem hayır hem evet. Hangi açıdan baktığınıza bağlı. Bir an önce ülkemizdeki mezunları işsiz kalan bölümleri, fakülteleri hatta içerisinde öğrencisi olmayan üniversiteleri kapatmak gerekiyor. Kolay mı, hiç de değil çünkü bir bölümü, fakülteyi veya üniversiteyi kapattığınızda orada çalışan personeli nereye yollayacaksınız? İşte sorun burada yatıyor. Bu noktada Türkiye’deki devlet üniversite sayısı: 95, vakıf (özel-paralı) üniversite sayısı 34, Kıbrıs’taki üniversite sayısı 11 ve yoktatlas’tan tercih yapıp gideceğiniz anlaşmalı yabancı üniversite sayısı ise 18. Bu üniversitelerine ulaşmak için yazının sonunda paylaşacağım excel dosyasına tıklayabilirsiniz. Şimdi iki gerçeğe parmak basalım: Sizlere yurt dışından 3 üniversite ismini örnek olarak vereceğim: 1. Heidelberg üniversitesi-Almanya. 1386’da Heidelberg’te kurulmuştur. 2. Oxford üniversitesi-İngiltere. 1096’da Oxford şehrinde kurulmuştur. 3. Harvard üniversitesi-Amerika. 1636’da Boston’da kurulmuştur. O tarihlerden bu yana üniversitelerin binalarında, yerleşkelerin çevresinde çok büyük bir değişiklik olmadığı gibi ne Almanya’da  ne Amerika’da ne de İngiltere üniversite sayısı her geçen gün artmamaktadır. Artan şeyin nettir: üretilen makale sayısı, alınan patent sayısı, yetiştirilen bilim insanı sayısı, basılan kitap sayısı, hayata geçen projeler vs. Yani sürekli yeni üniversite açmak eğer o üniversitelerden mezun ettiğiniz gençleri iş sahibi yapamazsanız ancak işsizliği arttırır. Gençler, bu gerçeğin farkında olun ve ona göre karar verin.  İkincisi, bir şey bedava ise o şey kaliteli değildir gibi bir asparagas aldı başını gidiyor. Sanırım bu lafı özel okul furyası çıkardı ve amaçları devlet eğitim sistemini ve devlet okulları kötüleyip özel okullara öğrenci çekmek. Bu durumda iki soru sormak gerekiyor: 1. Vatandaşın yıllarca ödediği vergiler ne olacak? Ben bir öğrenci velisi isem belki 20 yıldır vergi veriyorum, çocuğum benim verdiğim vergiler sayesinde devletten ücretsiz eğitim almayacak da ne yapacak? Paralı bir okula öğrenci yollayacaksam o halde verdiğim ve halen vermekte olduğum vergiler ne olacak? 2. Parası olanlar çocuğunu paralı üniversitede, kolejde, okulda okutacak ya peki parası olmayan ne yapacak? Siz onu bunu boş verin gençler, vakıf veya özel üniversitede burslu okumak alternatifi dışındakileri eleyin ve gidin mis gibi iyi devlet üniversitelerinde iyi bölümlerde okuyun. Peki üniversitede hangi bölümü seçersem iş bulabilirim ya da işsiz kalmam? Valla bunun kesin bir cevabı yok, daha doğrusu cevabı size bağlı. Yani garanti bölüm veya garanti meslek diye bir şey yok. Daha önceki kafayı kullanma kılavuzlarında da bahsettiğim gibi işi siz bulursunuz, bölümünüz veya diplomanız değil. Bu açıdan okuduğunuz bölümle ilgili gerekli bilgi, beceri ve tecrübelerinize odaklanmanız önemli. Bir örnek vereyim ve kendimden bahsedeyim: Hiç kimse mezun olacağın üniversiteden alacağı diplomayla emekliliğinin sonuna kadar aynı mesleği, işi icra edeceğini düşünmesin. Neden düşünmesin? Çünkü hem dünya hem birey olarak hepimiz sürekli bir değişim halindeyiz. 40-50 yıl öncesine gidelim, insanların şarkıları gramofon yardımıyla taş plaktan çalıyordu. Sonra teypler/kaset çalarlar çıktı. Sonrasında walkman’lerle tanıştık. 2000’lerin ortalarında walkman’ler kayboldu yerini discman’ler, CD çalarlar aldı. Çok değil aradan sadece 5 yıl geçti MP3 ve MP4’ler hayatımıza girdi. Ve en son cep telefonları diğerlerini nostaljiye gömdü, şimdi diğerleri hatıralarımızda yaşıyor. Yani değişimin ne kadar hızlandığı, bu değişim rüzgarının meslekleri, iş yapış şekillerimizi ve bizleri de değiştirebileceğini görmemiz ve geleceğe ona göre hazırlanmamız lazım. Ben Dokuz Eylül üniversitesinde Almanca öğretmenliği bölümü mezunuyum. Yani diplomamda öyle yazıyor:) Şu an öğretmenliğe ek olarak Açık Öğretim fakültesinden web tasarım ve kodlama okuyorum ve bir taraftan Silikon Vadisinde bir startup olan vidIQ şirketi için evden yarı zamanlı çalışıyorum. Gelecekte belki tüm zamanlı bir web tasarımcısı/kodlamacı veya IT çalışanı olurum ya da tamamen evden çalışırım. Bana beş yıl önce ya da 10 yıl önce şu an yaptığım şeyleri yapacağımı söyleselerdi pek inanmazdım çünkü bilgisayar başında oturup bir şeyler yapmayı sevmezdim. Ancak bugün tam tersine bilgisayarda içerik üretmeyi, derste teknolojiyi kullanmayı ve internet ortamında çalışmayı çok seviyorum. Kısacası herhangi bir üniversitenin herhangi bir bölümünden mezun olup iş bulup bulmamak sizin elinizde. Elinizdekinin farkında olun. Alt başlığımıza geri dönecek olursak Türkiye’de hem işsizlik hem iş beğenmeme var hem de kalifiye eleman eksikliği var. İnternette tonla kariyer sayfası var arkadaşlar. Açın vaktiniz olduğunda inceleyin. Hangi alanlarda işverenler kimleri arıyor? Dünyanın hiçbir yerinde kimse açlıktan ölmemiştir, ölen biri varsa kesin tembellikten ölmüştür. Bugün Türkiye’deki kahve sayısının 700.000’i aştığı söyleniyor. Bir de çöpten kağıt toplayarak hayatını devam ettiren, çalmadan, başkasının hakkını yemeden, çevreye zarar vermeden evine ekmek götüren insanlar var.

Franz Kafka der ki ”Kafayı nereye takarsan orada takılı kalırsın.” Ya kafayı bahanelere takıp orada takılı kalacağız ya da çözümlere odaklanıp çözüm üreteceğiz. Kısacası siz sorunun çözümü için çizginin neresinde duruyorsunuz?

Bir sonraki Kafayı Kullanma Kılavuzu XVI – Nasıl Ders Çalışılır ve Üniversite Nasıl Kazanılır’da görüşmek üzere…

Sizlerin Ahmet Hocası…

Üniversite ve Bölümler

https://yokatlas.yok.gov.tr/

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir