Kafayı Kullanma Kılavuzu XVI – Nasıl Ders Çalışılır & Üniversite Kazanılır?

Merhabalar sevgili öğrencilerim,

Yavaş yavaş ikinci dönemin sonuna doğru yaklaşıyoruz. Kaldığımız yerden devam edelim. Son yayınladığımız Kafayı Kullanma Kılavuzu XV’te Üniversite, Bölüm ve Meslek seçimlerine değinmiştik. Şimdi ise bizi o noktaya taşıyacak stratejilere odaklanalım.

Her şeyden önce sevgili gençler burada atomu filan parçalamayacağız. Ben size ufkun sonunda yeni bir kıta filan var demiyorum sadece tecrübe aktarıyorum. Tecrübelerden faydalanarak geminizi istediğiniz yere ulaştırmak size kalmış. Sonuçta herkes kendi gemisinin kaptanı. O halde yelkenler fora diyelim ve başlayalım:

1. Devamsızlık: Öğrencinin özürlü ve özürsüz devamsızlık hakkı var. Geçmiş yıllarda devamsızlık hakkı daha fazlaydı ancak son yıllarda gittikçe bu süre azaldı, şahsi kanaatim bence de iyi oldu. Neden iyi oldu? Şöyle ki benim devamsızlık hakkım var diyerek okulu kırmak ve dersleri kaçırmak yapılan ilk stratejik hata. Eğer çok ama çok hasta durumda değilseniz düzenli derslere katılmak öğrencinin başarısı için olmazsa olmazlardan. Ola ki herhangi bir sebepten dolayı okula gelemediniz ve dersinizi kaçırdınız, o dersin hocasını bularak derste ne işlendiğini öğrenin, derste tutulan notlar ve dağıtılan fotokopiler vs. varsa arkadaşlarınızdan temin edin, verilmişse ödevlerinizi öğrenin ve yapın. Kısacası sizin sorumluluğunuzdaki işlerin peşinden siz koşun ve eksikliklerinizi tamamlayın.

2. Okula ve derse vaktinde gelme: Her dersin can alıcı noktası başlangıcıdır. Okula ve derse geç kaldığınızda öğretmenin konuyu verdiği ve geçen haftanın ufak bir özetini yaptığı ilk beş dakikalarda mutlaka sınıfınızda olun. Derslere geç girmeniz hem öğretmeninizin hem de diğer sınıf arkadaşlarınızın dikkatini dağıtabileceği gibi siz de konudan kopuk kalıyorsunuz.

3. Ders Materyalini Getirme: Öğretmenler üç aşağı beş yukarı sizin de bildiğiniz ders materyallerini kullanır: kitap, defter, fotokopi, sözlük vs. Bir gece öncesinden çantanızı kontrol edin ve bir sonraki günün ders programına göre hazırlığınızı yapın. Ders materyali ders esnasında elinizde olmadığı zaman ders içi etkinliklere katılamayacağınız için öğrenmeler gerçekleşmez ve hiçbir şey yapmadan durmak sıkıcı olacağından ya uykunuz gelir ya da sağınızla solunuzla ilgilenerek dikkatiniz dağılır.

4. Derste Derste Aktif Şekilde Dinleyerek Öğrenilir: İşte can alıcı madde bu. Bu maddenin altını çizin, yıldız koyun, renkli kalemle işaretleyin ve bu maddeyi beyninize kazıyın. Sevgili gençler, her ders için ayrılan sürede dersi takip ettiğimiz ve ders içi etkinliklere katıldığımız sürece o dersten bir şeyler alırız. Derste bir şeyler öğrenmek için kendine şunu anımsat: Ben niye buradayım? Öğrenmek için. Algılarını ona göre aç ve dersi derste dinleyerek öğren. Bazı öğretmenler öğrenciye not tuttururken bazı öğretmenler kitaptan anlatma şeklini benimser. Derste yazı yazmak her ne kadar öğrencilerin iddia ettiği kadar yorucu olsa da psikomotor davranış olduğundan dolayı en etkili öğrenme şekillerinden bir tanesi derste not tutmaktır. Bu tuttuğunuz notların daha sonraki maddelerde nasıl işinize yarayacağını açıklayacağım. Şunu diyorsanız: “Hocam, öğretmen kitaptan konuyu anlatırken uykumuz geliyor” bunu anlarım çünkü aktif olmadığınız için sıkılıyorsunuz. Bunun çözümü de bu konuda ders hocanızla görüşerek “Hocam, ben sizin ders anlattığınız esnada not tutmak istiyorum” deyin ve anlayacağınız şekilde kısaltmalar vs. kullanarak not tutun. Bazı öğretmenler ders kitabından önemli gördüğü yerlerin altını çizdirir. Bu yerleri eve giderek defterinize not olarak geçirin.

5. Konu Tekrarı: Eve gittikten sonra dinlenin, karnınız açsa karnınızı doyurun, tuvalet ihtiyacınızı vs. giderin ve dersin başına geçin. Her şeyden önce o günkü derslerin notlarından mutlaka konu tekrarı yapın. Bir günde maksimum dört tane ders olacağına göre notlarınızda tamsa eğer konu tekrarı yapmak çok fazla vaktinizi almaz. Peki konu tekrarı neden bu kadar önemli? Spordan örnek verelim: İster basketbol, ister futbol, isterse voleybol olsun bir iki saat süren bir maç için profesyonel sporcular günde ortalama yedi saat antrenman yapar. Sizin konu tekrarlarınız işte bu antrenman gibi öğrendiklerinizin taze kalmasını ve uzun süreli hafızada saklanmasını kolaylaştırır. Eğer o gün okuldan eve vardıktan sonra açıp herhangi bir ders için konu tekrarı yapmazsanız öğrendiklerinizi çok hızlı bir şekilde unutursunuz. Nedeni de şu: İnsanlar okuduklarının yüzde onunu, duyduklarının yüzde yirmisini, gördüklerinin yüzde otuzunu, hem görüp hem duyduklarının yüzde ellisini, görüp duyup söylediklerinin yüzde seksenini, görüp duyup söyleyip dokunduklarının yüzde doksanını, günlük hayatta kullandıklarının yüzde yüzünü hatırlıyorlar.

6. Ön hazırlık: Hayatta hazırlık her şeydir. Bu lafımı çalışma masanızın karşısına yazın! Arkadaşlar, lise müfredatında şimdilik 14 ders var. Bu derslerin bir kısmına hazırlık yapmanıza gerek yok, eğri oturalım doğru konuşalım. Örneğin müzik, resim, beden eğitimi gibi kültür, spor ve sanat dersleri için akademik bir çalışma yapmanıza gerek yok. Benim burada bahsettiğim alan dersleriniz vs. Örneğin pazartesi günü ders programında matematik, Almanca, tarih ve edebiyat dersleriniz var. Pazar günü bu dersleriniz için ön hazırlık yapın. En son derste ne yapmıştınız, ödevleriniz var mıymış, siz bu ödevleri yapmadıysanız yapın ve yaptıysanız bir göz gezdirin, sonraki konu neymiş, bir ön okuma yapın. Eğer bu söylediklerimi yaparsanız inanın öğretmeninizin derste anlattıkları sizin için daha anlamlı hale gelir çünkü daha önceki öğrenmelerinizin üstüne yenilerini koyarken düzenli konu tekrarı ve ön hazırlık sayesinde bilgi halkalarının zinciri birbirlerine çok daha sıkı yapışır ve kopukluk olmaz. Bu da sizin bilgi zincirinizin çok sağlam olmasını sağlar.

7. Ödevler: Sevgili gençler, yılanın başını küçükken ezin ve ev ödevlerinizi aynı gün yapın. Neden bunu söylüyorum? Ertelediğiniz ve genelde son güne bıraktığınız ödevler gözünüzde büyür büyür büyür ve en sonunda siz o ödevlerin altında ezilirsiniz. Ancak aynı gün konu tekrarından sonra hemen ödevlerinizi aradan çıkartırsanız hem tekrardan tekrar yapmış olursunuz hem de bir işi vaktinde ve gereken itinayla yapmanın vicdan rahatlığını yaşarsınız. Son güne bırakılan ödevler ya hiç yapılmıyor ya okulda başka öğretmenlerin dersinde veya teneffüslerde yalap şalap yani baştan savma yapılıyor. Bu durumda ne ödevden bir şeyler öğreniyorsunuz ne de başka bir öğretmenin dersi esnasında yaparsanız bu kez dersinizi kaçırıyorsunuz. Siz siz olun yapmak için, artı almak veya eksi almamak için ödev yapmayın. Öğrenmek için yapın. Peki öğretmenlerinizin sizlere garezi olduğu için mi ödev veriyor? Elbette hayır. Nasıl ki ordudaki askerler savaş olmasa da her gün gerekli tatbikatları yapıyor, ödev de sizi bir sonraki konuya hazırlıyor ve öğrendiklerinizin pekişmesini sağlıyor. Şimdi bu soruyla isyan bayrağını çekebilirsiniz: “Ya hocam ya, hem konu tekrarı hem ödev hem de derslere ön hazırlık yapacak vakti nereden bulacağım?” Merak etmeyin daha önceden yazdığım Kafayı Kullanmak Kılavuzu XIV’ü açın okuyun ve zamanınızı nasıl yöneteceğinizi öğrenin. Kendinize karşı dürüst olun, herkesin 24 saati var ve tüm mesele işte bu 24 saati nasıl harcadığınız: Ya sabah akşam oyun oynayacaksınız, ya sosyal medyadan başkalarının hayatlarını takip ederek kendi hayatınızı kaçıracaksınız ya televizyondaki insanın akıl sağlığıyla dalga geçen programlarla ve dizilerle zamanınızı öldüreceksiniz. Gördüğünüz gibi şu ana kadar herhangi bir dizi, program, sosyal medya programı ve oyun ismi vermedim çünkü evimizde televizyon yok, telefonumda, laptopumda ve tabletimde oyun yok ve cep telefonumda herhangi bir sosyal medya uygulaması yok. Siz de sadece 1 gün uzaklaşın ve ne kadar zamanınız olduğunu görün.

8. Sınavlar, Performans ve Proje Ödevleri: Yani kabuslarınız:D Arkadaşlar, sizlerden çok şey öğreniyorum ve bu yazıların kaynağı ben değilim sizlersiniz. “Yani hocam?” dediğinizi duyar gibi oluyorum. Tipik Türk olarak son gün, son gece sınava çalışıldığını zaten biliyoruz da sınavdan önceki son saat ders çalışıldığını da ben bu yıl sizlerin sayesinde öğrendim. Sınav programları haftalar öncesinden belirlenmesi ve sizlere duyurulmasına rağmen neden son anda polisi görüp emniyet kemerini veya kaskını takmaya çalışan sürücüler gibi davranıyorsunuz? Sınavlarınızdan bir hafta önce öğretmenlerinizden yardım alarak sınavlara çalışmaya başlayın. Ders esnasında tuttuğunuz notlar işte sınava hazırlıkta çok ama çok işinize yarayacak. Başkalarının değil kendi notlarınızdan çalışın. Eğer sınav puanlarınız sizler için önemliyse -ki anlatamadığım kadarıyla önemli- zamanında çalışmaya başlayın. Hepiniz az çok sporla ilgilendiğiniz için yine spordan örnek vereceğim: Bir futbolcu maça hiç antrenman, ısınma-gerinme hareketi yapmadan çıkarsa ne olur, söyleyin. İlk beş dakikada sakatlanır, değil mi? İşte siz de burada örneğini verdiğim futbolcu gibi sakatlanıyorsunuz. Peki sınavlardan alacağınız not nerede önemli, onu açıklayalım da 12. Sınıfın sonunda apartmanın 10. katından bırakılmış karpuz gibi dağılmayın:D Okul başarı puanı başka bir ifadeyle diploma notu denen hadise yüzünden. Bakın bir daha söylüyorum: not için çalışın demiyorum, öğrenmek için çalışın ve hayat için öğrenin. Siz şu ana kadar saydıklarımı yaparsanız konu tekrarı, ön hazırlık, ödevler, performans ve projelerin zamanında teslimi ve sınavlara zamanında hazırlanma gibi zaten istediğiniz notları alacağınız gibi öğrenmeler de gerçekleşir. Okul başarı puanınız üniversite sıralamanızı çok ama çok etkiliyor genç arkadaşlar. O yüzden 9. Sınıftan itibaren sıraların üstüne sınavdan önce kopya yazacağınıza bilgileri beyninize kazıyın. Performans ve projelerinize gereken düzeni göstererek yapın ve mutlaka vaktinde teslim edin. Performans ve projelere başlamadan önce öğretmenlerinize danışın, onların bu konudaki fikirlerini alın. Unutmayın: İnsanların kendilerine ihtiyaç duyulma ihtiyaçları vardır 😀

9. Üniversite nasıl kazanılır? Şu ana kadar saydıklarımız sizin ders içindeki, sınavlardaki ve okul başarı puanlarınızı artırmaya yönelik stratejilerdi. Şimdi gelelim üniversite sınavına. Arkadaşlar, yine bir öğrencimin yıl sonu değerlendirmesine yazdığı bir ifade: “Hocam derste yaptıklarımızın yeterli olduğunu düşündüğümüz için evde hiçbir şey yapmıyoruz.” Olduğu gibi alıntıladım çünkü mükemmel tespit. Aynı öğrencimin şu sorusuna cevabı da bu zaten: “Hocam bizim okuldan neden tıp kazanan çıkmıyor?” Yani ben daha ne diyeyim, öğrenci hem hastalığı teşhis etmiş hem tedaviyi bulmuş. Bir tek uygulaması kalıyor, uygulatalım. Üniversite sınavına yönelik ders çalışma programı oluşturmanız gerekiyor. Artık sözel, sayısal, eşit ağırlık veya dil her ne alandan, üniversite sınavında hangi dersten girecekseniz o derslere yönelik programınızı belirleyin. Üniversiteye yönelik bu programı okul dersleriyle karıştırmayın tamamen bağımsız bir program olacak. Her şeyden önce konu anlatım seti satın alın ve içindekiler kısmından bakarak sırasıyla konularınızı belirleyin. Çalışma programınız şu şekilde olsun: Konu+Test+Deneme. Test çözmek neden önemli? NBA’deki bir basketbolcu nasıl günde ortalama 250 üçlük atış çalışıyorsa o sebepten. Yani kondisyonunuzu en üst seviyede tutmak için. Herhangi bir sporcu günlük antrenmanını bıraktığı andan kondisyonunu kaybeder ve maçlarda gereken performansı gösteremez. İşte bu yüzden önemlidir test çözmek. Peki kaç soru? O konudan konuya, kişiden kişiye dersten derse değişir. Anlamadığınız konuyu veya soruyu okuldaki hocalarınıza sorun (Öğretmenler çalışkan öğrencileri ve özellikle dersleriyle ilgilenen, emek çeken ve hedefi olan öğrencilerini daha bi sever;) Konuyu tek kaynaktan çalışırken testleri birden fazla kaynaktan çözün ve farklı yayın evlerinin her hafta sonu deneme sınavlarını çözün. 12. Sınıf sayısal öğrencisi kendi durumunu göz önünde bulundurarak matematik, fizik, kimya, biyoloji ağırlıklı olarak; sözel öğrencisi Türkçe, edebiyat, tarih, coğrafya, felsefe, din kültürü ve ahlak bilgisi; eşit ağırlık matematik, Türkçe, edebiyat, tarih, coğrafya, felsefe, din kültürü ve ahlak bilgisi; dil öğrencisi ise İngilizce ağırlıklı olarak temel matematik, Türkçe, edebiyat, tarih, coğrafya, felsefe, din kültürü ve ahlak bilgisine göre ders programı oluştursun. Sınava son iki ay kala mutlaka son 10 yılın sorularını her hafta sonu sınavın olacağı gün ve saatte odanıza oturarak çözün. Sadece psikolojik değil aynı zamana fiziksel olarak da sınava hazırlanın. “Yahu hocam, hem okul dersleri, hem ödevler, hem konu tekrarı, hem ön hazırlık hem de üniversiteye yönelik dersi nasıl çalışalım” sorusunu sormayın, çünkü cevabım hazır: Siz ÖĞRENCİSİNİZ! Sizin öğrenmekten başka çareniz yok. Üniversiteyi kazanmanın başka bir formülü olsaydı inanın onu da anlatırdım. Sizin başarınız çözeceğiniz testlerdeki netlerinize bağlıysa ben de bu konuda size doğru neyse onu anlatıyorum.

10. Hedef! Tüm saydıklarım üniversiteye gitmek gibi, hayatı için bir amacı olan, kendisi, ailesi, ülkesi ve dünya için bir hedefi olan kişilerin göze alıp altından kalkabileceği şeyler. Eğer okula gelirken herhangi bir hedefiniz yoksa dinlediğiniz ders, yaptığınız ödev, çalıştığınız sınav size angarya gelecektir ve okulu öğrenme yeri değil yan gelip sıralar üzerinde uyuma ve zaman geçirme yeri olarak görürsünüz. Aranızda “hocam, dersler sıkıcı bir şeyler öğrenemiyoruz” diye itirazı olan varsa olaya şu bakış açısından bakmanızı tavsiye ederim. Biz öğretmenler okulda geçirdiğimiz sürenin karşılığında maaş alıyoruz. Siz öğrencilerse geçirdiğiniz bu süre zarfında bilgi almalısınız. Yani okulda öğrendiklerim benim hayatta ne işime yarayacak diye düşünüyorsanız şu üç soruyu kendinize sorunuz:

a) Eğer üniversite sınavına yarın girecek olsaydın kendini sınava hazır hisseder miydin?

b) Sınava girip çıktıktan sonra aynanın karşısına geç, gözlerinin içine bak: vicdanın rahat mı değil mi? Elinden gelenin en iyisini yapmış mısın?

c) Üniversiteyi de bitirdin ve bir iş yerine mülakata gittin. Kendini işe alır mıydın?

Bu yazıyı okuyup bitirdikten sonra bu üç soruyu ve vereceğin cevapları iyice düşün. Üniversiteyi kazanmak gibi bir amacın olursa daha önceki kafayı kullanma kılavuzlarını da okuyarak hedefini belirle. Hayatında bahane üretmekten vazgeç ve çözümlere odaklan. Kendi üstündeki sorumlulukları başkalarına atarak hayatının geri kalanını tüketmeye artık bir son ver. Bir cep telefonun sadece plastiği değildir para ödediğin. Asıl parayı içindeki programlara yani yazılımlara ödersin. Yazılım olmadan donanım hiçbir işe yaramaz. Fiziğiniz donanımsa beyniniz yazılımdır.

Ve “Beyin paraşüt gibidir, sadece açıldığında çalışır.“

Bir sonraki Kafayı Kullanma Kılavuzu XVII – Hayat Çok Mu Zor’da görüşmek üzere.

Ahmet Hocanız

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir